Facebook
RSS

Bankalar kredi talebinde bulunan müşterilerine krediyi nakit olarak teslim eder ve vadesi dolduğunda faiziyle birlikte geri almak isterler. Buradaki ilişki borçlu-alacaklı ilişkisidir. Ancak Katılım Bankaları tarafından uygulanan çağdaş murabahada[1] müşterinin Katılım Bankası’na ödediği bedel, kendisine satılan malın vadeli fiyatıdır. Dolayısıyla buradaki ilişki alıcı-satıcı ilişkisidir. Bankalar tarafından verilen krediler ile çağdaş murabaha yönteminin netice itibariyle aynı sonucu veriyor olmaları, birbirleriyle aynı oldukları anlamına gelmemektedir. Faiz vadenin karşılığı olduğu ve çağdaş murabahada da vadeli satıştan kar elde etme söz konusu olduğu için iki işlem birbirine benziyor görülebilir. Ancak aralarında temel bir fark vardır: Birisi faiz, diğeri ise alım satımdır. Faizin süreci farklı, alış verişin süreci farklıdır. Faizin amacı farklı, alış verişin amacı farklıdır.

Mal, hizmet ya da herhangi bir hakkın bedelini taksitle ödemek isteyen bir kişi veya şirket, satıcıyla satış sözleşmesini tamamlamadan önce katılım bankasına gelerek söz konusu mal, hizmet ya da hakkın peşin alınarak kendisine taksitle satılmasını (murâbaha) ister. Katılım bankası, öncelikle söz konusu talebin fâizsiz bankacılık ilkeleri bağlamında gerçekleştirilebilir olup olmadığını araştırır. Bu aşamada katılım bankası aşağıdaki noktalara dikkat eder:

a ) Katılım bankası, bedeli taksitle ödenmek istenen mal, hizmet ya da hakkın gerçekten var olup olmadığına bakar. Katılım bankaları fâizle kredi veren bankalar olmadıkları için mutlaka satıcıdan alınıp müşteriye satılacak bir mal, hizmet ya da hakkın var olması gerekmektedir. Bu itibarla mal ya da mâlî hak hükmü taşımayan vergiler, cezalar, harçlar, vize ücretleri, borçlar vs. katılım bankaları tarafından murâbaha yapılamaz. Zaten Mecelle‘nin 210. maddesinde şu hüküm yazılıdır: “Beynennas mal olmayan şeyi satmak yahut onunla bir mal satın almak batıldır”.

) Katılım bankası mal, hizmet ya da hakkın varlığını tespit ettikten sonra, bunların satılabilir olup olmadığını araştırır. Katılım bankaları kamuya zararlı mal ve hizmetler ile satıma elverişli olmayan hakların satımını yapamaz. İçki, sigara, domuz eti, müstehcen yayın, kumarhâne malzemeleri, putlar, batıl bir dinin sembolleri, sadece haram işler için kullanılan ürünler vs. katılım bankaları tarafından murâbaha yapılamaz. Nitekim Mecelle‘nin 211. maddesi şöyledir: “Mütekavvim[2] olmayan malı satmak batıldır“.

c ) Katılım bankası satıma elverişli olduğunu tespit ettiği malların taksitle satıma uygun olup olmadığını inceler. Fâizsiz bankacılıkta, hakikatte “para” olarak değerlendirilen mallar taksitle satılamaz. Örneğin döviz ve külçe altın peşin bedelle satılabildikleri halde taksitle satımları fâizli işlem sayılmaktadır.

d ) Katılım bankası mal, hizmet ya da hakkın, müşterinin uhdesine geçip geçmediğine bakar. Katılım bankası, söz konusu mal, hizmet ya da hakkı, satıcıdan alıp müşteriye satacağı için, müşteri ile satıcı kendi aralarında satış sözleşmesini yapmış olmamalıdır. Bu itibarla müşteri, satıcı ile alışverişi yapıp bitirdiklerini söylüyorsa, müşteri katılım bankasına gelmeden önce malın faturası müşteri adına kesilmişse ve müşteri katılım bankasına gelmeden önce mal için peşinat ödemesi yapmışsa, mal, hizmet ya da hak müşterinin uhdesine geçtiği için katılım bankasının satıcıdan malı alma şansı kalmamakta ve murâbaha söz konusu olmamaktadır.

e ) Katılım bankası alım satım işleminin sahte olup olmadığını da inceler. Gerçek olmayan alım satımlarda devreye girmez. Hatta gerçek olma ihtimali zayıf işlemleri de reddeder. Çünkü katılım bankası kreditör değildir. Gerçek bir malı, gerçekten satmak isteyen satıcısından peşin alıp, gerçekten o malı veresiye almak isteyen müşterisine taksitle satan kuruluş olmak durumundadır. Sahte alım satımlara fon sağlamak katılım bankacılığı ilkeleriyle çelişmektedir.

Katılım bankasının öncelikle bu noktalara dikkat ediyor olması fâizle kredi veren bir kurum olmadığını açıkça göstermektedir.

Yukarıdaki hususlarda problem tespit edilmemiş ise katılım bankaları müşteri hakkındaki istihbarat çalışmasına geçer. Ödeme gücünü araştırır, borcu ödeyeceğini garanti eden teminatları alır ve müşteriye ne kadar vâde farkı uygulayacağını açıklar. Malın ne kadarlık kısmının banka tarafından, ne kadarlık kısmının müşteri tarafından alınacağı konusunda anlaşılır. Bu noktada iki ihtimal söz konusu olur:

1. Katılım bankası malın tamamını kendisi satın alıp satıcıya bütün bedeli kendisi öder. Bu ödemeden önce peşinatı müşterinin hesabında görmek ister ve satıcıya ödeme yapınca müşteri peşinatını tahsil eder.

2. Katılım bankaları taksitle satacakları malların belli bir kısmını (örneğin % 75’lik kısmı) peşin satın alıp müşteriye taksitle satmaktadırlar. Geri kalan kısmı (% 25’lik kısım) ise müşteri tarafından satıcıdan satın alınır. Yani mal, hizmet ya da hak, katılım bankası ile müşteri tarafından ortak alınmakta, katılım bankası hissesini taksitle müşterisine satmaktadır. Ancak müşterilerin bu konu hakkında iyice bilgilendirilmeleri gerekir. Müşteri satıcıya belli bir bedel öderken bu ödemeyi malın tamamının peşinatı veya ilk taksiti olarak ödemişse katılım bankaları artık bu işleme taraf olamazlar. Fakat müşteri ödemeyi yaparken ödediği miktar, malın ne kadarlık kısmını alıyorsa o kadarlık kısmı aldığını ifade etmiş ve kalan kısmı katılım bankası alıp bana satacak diye satıcıya beyan etmişse katılım bankası devreye girebilir.

 YAZAR: MEHMET ODABAŞI



[1] Bir malı üzerine kâr koyarak satmaya murabaha denir.

[2] İslâm’a göre yenilmesi, içilmesi, kullanılması ve faydalanılması mümkün olan mal.




Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)