Facebook
RSS

Faizin meşrû, haklı ve müdâfaa edilebilir hiçbir bir tarafı yoktur. Onun iktisadî akıl açısından müdafaa edilebilir olabilmesi için pek çok şartın yanında, kredi muamelesinde faiz nisbetini tesbit eden tarafların verilen vade içinde piyasa şartlarının nasıl cereyan edeceğini ve bu kredinin ne kadar gelir getireceğini kesin ve şaşmaz bir şekilde tahmin edebilme kabiliyetine sahip bulunmaları da gerekir. Oysa insanlarda bu kabiliyet yoktur.

Bu demektir ki, gelecekte ne olacağının bilinememesine rağmen, sermaye sahibine ödenecek miktarın önceden tespit edilmesi demek olan faiz, kimin kazanacağı belli olmayan kumarı andırmaktadır. 

Sermayenin kullanımından doğacak menfî ve müsbet sonuçların taraflar arasındaki paylaşımının belirsizliklere bağlı olması, şüphesiz, gelir dağılım dengesini de bozar ve toplumda huzursuzluklara yol açar.

Faiz, doğmamış ve ortada olmayan bir gelirin başkasının sırtından gasbıdır ve o, bugünkü yaygın tabiriyle rant ekonomisinin sebebi ve sonucudur. Yani faiz, üretmeden, ortaya reel bir sonuç çıkmadan, meselâ, bugün Türkiye bütçesinde görüldüğü gibi, bir devletin bataklığa sürüklenmesi pahasına elde edilen, hak edilmemiş, hayalî bir gelirin sermayeye tahsis edilmesidir. Nitekim ünlü iktisatçı Sir Roy Harrod faiz için, ‘hayal’ ve ‘gerçek dışı bir şey’ nitelemesini yaparken, hiç de abartılı davranmamıştır.

Kumarın ferd ve topluma zararını herkes kabul eder. Oysa faiz ile kumar arasında gelir dağılımı açısından bir fark yoktur. Çünkü her ikisinde de eşitsiz ve bilinmezliğe dayalı bir dağılım vardır. Hattâ faizin, kumardan daha kötü bir gelir eşitsizliğine yol açtığı bile söylenebilir. Çünkü kumarda genelde ortaya bir mal konulmuştur ve bu mevcut mal veya para, kura veya başka talih yöntemleri ile fertler arasında taksim edilir. Mevcut bir malın talih oyunları ile haksız ve eşitsiz bölüşümü kumarı çirkinleştirmiştir. Oysa faizde, henüz varlığı ortaya çıkmamış olan, çıkıp çıkmayacağı veya ne kadar çıkacağı belli olmayan bir maldan taraflardan birine kesin bir miktar tahsis edilmekte, diğer taraf ise bunu ödemekle yükümlü tutularak, kendi hâline bırakılmaktadır. Dolayısıyla, faizin sebep olduğu haksızlık ve eşitsizlik kumardan daha az değildir.

Yazar: Prof. Dr. İsmail Özsoy




Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)