Facebook
RSS

b) Faiz ve tasarruf-yatırım ilişkisi:

Faiz olmadan, tasarrufların, sermaye birikimi için harekete geçirilemeyeceği, sanayi ve ticaret kesimindeki büyük gelişmelerle birlikte sermayeyi sürüklemek için faizin kaçınılmaz olduğu tezi ileri sürülmektedir. Bu müdafaaya karşı en etkin saldırı, «tasarrufun, faiz biçiminde bir özendiriciyi gerektirmediğini» savunan Keynes’ten gelmiştir. Tasarrufların çoğu isteğe bağlı bir nitelik göstermemekte, bu yüzden, tasarruf faiz gibi herhangi özel bir özendiriciyi gerektirmektedir. Faiz oranının marjinal tasarruf üzerinde etkisi olduğu kabul edilse bile, yeni klasik teorinin müdafaaları sabit gelir varsayımı ile tutarsızlaşmaktadır. Keynes, tasarrufun yatırıma eşit olduğunu ispata çalışmıştır. Bu eşitlik, sonunda, gelir düzeylerinde görülen değişmelerden ileri gelmektedir. Faizle özendirilmese bile, daha çok tasarruf ve yatırım yapma ve bunun sonucu olarak da daha çok gelir sağlama olasılığı vardır. İki neden sayılabilir bunun için: Yüksek kar payı ve daha az tehlike. Halkın üretimi doğrudan doğruya katılmasıyla yatırımları sağlanan kazançlar, böylece, daha adil olacak, üretimin aslan payı kapitalist sömürüden kurtulacaktır. Bu tür bir uygulamada yanlış ve hesapsız yatırımlar, sayı olarak, azalacak, bunun sonucu olarak zarar etme tehlikesi asgariye indirilecektir. Bundan başka, kişilerin birlikte çalışması esasına dayanan devletçe yapılacak uygun bir planlamada sosyal yararlar da göz önüne alınacağından hizmet ve mal üretimi, kapitalist, sistemden olduğu gibi tutumsuzluğa yol açan denetimsiz bir üretimden daha iyi olacaktır.

c) Faiz ve işsizlik :

Kafası kapitalist verilerle dolu bugünkü düşünürlere garip gelecek; faizin, kaynakların tam olarak kullanılmasına engel olduğunu ve dolayısıyla işsizliğin artışına yol açtığını ileri sürmek. Faiz, yatırılabilir fonların hem arz, hem de talep yönünden iş alanını kısıtlamaktadır. Olumlu bir faiz oranının (yüzde 5 diyelim) marjinal biriktiriciyi tasarrufa ittiği kabul edilse bile, bu, faiz güdüsüyle hareket eden bu tür biriktiricilerin cari faiz oranının altında % 5 bir kazanç sağlayan ekonomik faaliyetlere katılacağı anlamını taşımamaktadır. Kapitalist bir ekonomide faiz oranından dolayı üretim prosesine katılmayı düşünmeyen bir ekonomi düzeninde, bu biriktirici sınıfın tasarruflarından yararlanma olanağı yoktur. Aynı şekilde, sermaye talebini, faiz oranına bağlı olarak yatırımların kârlılığı ayarlar. Elindeki olanaklara baktıktan sonra, her girişimci, asgarî bir kar payına varıncaya kadar sermayeyi yatırıma sürecektir. Bu kar marjı belirli sabit bir nakte değil, her muhtemel yatırım için ortaya çıkan ve birbirini kesen çizgilerden oluşan bir sınıf eğrisidir. Girişimci, daha fazla sermaye elde etmek için, ödenen faiz yüzdesinin altında gelir getiren yatırımlara girişmeyecektir. Bundan şu sonuç çıkmaktadır: Faiz yâtırımları üretimden çekmekte ve sermayenin bizzat marjinal verimliliği faiz oranıyla düşürülmektedir. «Genel Teori» adlı kitabında haklı olarak şöyle der, Keynes: «Öyle görünüyor ki faiz, istihdam düzeyini sınırlamakta kendine özgü bir rol oynamaktadır. Çünkü sermayenin marjinal verimliliğini düşürmektedir.»

YAZAR: PROF. DR. M. A. MANNAN




coded by nessus

Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)