Facebook
RSS

Normal olarak faizli bankaların sahip oldukları sermayeye göre, faizsiz bankanın daha büyük bir sermayeyi kullanmasını zorunlu görmekteyim. Çünkü karşı karşıya kalınan zararların ağırlıklarını esaslı bir şekilde yüklenen bankanın sahip olduğu sermayedir. Bu sermaye, mudî ve müşterilere zararların yansımasını önler ve onları karşılamakta bankaya yardımcı olur. Böylelikle banka hepsinin kendisine duydukları güveni korur, işini rahatlıkla yürütür ve her mudîye ve müşteriye kapılarını sonuna kadar açar… Bankanın sermayesi ile karşılanacak zararlar arasındaki bu sıkı bağın varlığı, bir şahsa verilen kredi ile sahip olunan sermaye arasındaki oran için hükümetlerin bazı sınırlar koymasının nedenini teşkil etmektedir. Aynı şekilde bu bağ, sermaye ile bankanın kabul edeceği mevduat toplamının karşılıklı oranları ile ilgili kanunî sınırların çizilmesinin de nedenidir.

Sermaye bu önemini korudukça, bu gayeyi yerine getirecek durumda oldukça, bankanın sorumlulukları büyüyüp yaptığı işin tabiatı gereği zarar etme ihtimali yüksek bulundukça, sermayenin artırılması çok tabiî bir durum olur. Böylelikle bu büyük sermaye, bu gibi durumlarda sağlam bir destek ve koruyucu unsur olur.

Faizsiz banka zararın ağırlıklarını yüklenmek, mudîlerin mevduatının tümünü garantilemek durumunda olduğuna göre, bundan dolayı ortaya çıkabilecek çeşitli ihtimalleri hesaba katmak ve sermayesini artırmak yoluyla gittiği yolu sağlamlaştırmak zorundadır. Fakat sermayenin fazlalığının da bir sınırı vardır. Bu sınırı da bankanın giriştiği işlerde yapmayı arzu ettiği kâr miktarı belirler. Çünkü bankanın sermayesi, kâr açısından sağlanacak yarar düşünülerek bankayı bankacılık yerine sermayesini doğrudan kendisi kullanacak ve bütün kârı kendisi elde edecek dereceye getirebilir.

Oysa olması gereken bankanın sermayeden ve vadeli mevduattan birlikte sağlayacağı gelirin, bankacılık işlerinin kârını ve sınırlarını belirlemesidir. Faizsiz bankada birikmiş ve mudârabada kullanılan vadeli mevduatın bankanın asıl sermayesinin on katını bulduğunu varsayarsak, banka hangisinin daha kârlı olduğunu bulmak için şunu yapar: Faizsiz bir banka mudîlerle üreticiler arasında, mudâraba esası üzere aracı rolünü oynar veya bankacılık işlerinin yerine bütün sermayesiyle doğrudan doğruya üretim alanına girer. Banka bunların hangisinin daha kârlı olduğunu, bilmesi için şunu yapması gerekir: Asıl maldan kâr miktarına yaklaşık bir oran belirler. Direkt olarak üretim alanına girecek olsa asıl sermayesinin sağlayacağı kârın toplamı ile mudî ve üreticiler arasında aracı bir banka olarak vadeli hesapların tümünün sağlayacağı kâr toplamından kendisine düşecek payı karşılaştırır. Bu oranın mutlak kemiyetinin sermayenin tümünün sağlayacağı kâra olan fazlalığı ve bunlar arasındaki farkın miktarı ile biz, bankacılık işlemlerinin kârını öğrenebiliriz. Bu farkı koruyan sınırlar içerisindeki sermaye fazlasının makul bir seviyede olması gerekir.

Asıl sermayenin bütün kârı ile bütün mevduata düşen kâra has bu fark, her şeyden ibaret değildir. Aksine burada hesaba katmak zorunda olduğumuz bir takım şeyler daha vardır. Bir taraftan faizsiz banka, bankacılık işlemlerinin bir sonucu, olarak elde edeceği ücretlerle ona yapılacak bağışlar ile üretici olarak asıl sermayesiyle ticarî veya sınaî bir işe girişecek olursa sağlayacağı kârları değerlendirmesi gerekir. Mevduat kârlarından bankaya ait olacak kâr miktarının yanında bankanın kendi asıl sermayesinden veya câri mevduattan murâraba yoluyla üretime kaydıracağı kısmın kârlarından bankanın sağlayacağı daha büyük bir kâr miktarının da göz önünde bulundurulması gerekir.

Diğer taraftan, banka kurucularının kişisel şartları, direkt olarak ticarî veya sınaî yoldan üretimde bulunabilme imkânları ile buna etkili olabilecek çeşitli diğer bir takım etkenlerin de göz önünde bulundurulması gerekir.

Faizsiz bankanın yapısının, gelişmekte olan iktisada güç kazandıracağı, iktisadın gelişmesi sırasında gerçek ihtiyaçlarını karşılamakta müesseselere yardımcı olacağı görüşündeyim. Hatta faizsiz bankanın bu konudaki gücünün faizli bankalarınkinden daha büyük olacağını düşünüyorum. Çünkü faizsiz banka yalnızca kredi alanın kredisini ödeyebilecek güce sahip olmasının anlaşılması ve güvenilir olduğunun bilinmesi hallerinde kredi vermiyor. Aksine banka, yaptıktan işlerin mahiyetin üreticilerle beraber enine boyuna inceleyecektir. Böylece onlara bazı konularda yön gösterme imkânını bile bulacaktır.

Nitekim diğer taraftan, üreticinin yaptığı işin kâr sağlamasına gayret gösterecek ve yaptığı iş zarar etse bile yalnız borcunu ödeyebilmesiyle yetinmeyecektir. Bu nedenle kâr yapacağı umulmayan veya üretime arz edilen sermayenin bir kısmını sömürmeye ve rasgele dağıtmaya yönelik alanlarda, malı kullanmaktan kaçınmış olacaktır.

 MUHAMMED BAKIR es SADR




coded by nessus

Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)