Facebook
RSS

Tarım, sanayi ve ticaret olmak üzere, her üç kaynaktan da insan emeği aracılığı ile üretim yapılır. Toprağı eken, aleti kullanan, fabrikada imalat yapan, alış veriş işlemini gerçekleştiren varlık insandır. Bu nedenle insanın emeği servet kaynaklarından en önemlisidir. Her ne kadar insan olmadan tarım yapılamazsa da insan tarımdan bir parça değildir. Ticarette ve sanayide de durum aynıdır. Her ne kadar insan olmadan bunların hiçbiri yapılamazsa da insan yine de onların hiçbirinden bir parça değildir. Bilakis insan emeği bu üç kaynaktan bağımsız bir kaynaktır.

 İnsan emeği, ister aklın kullanılması ile olsun isterse bedenin kullanılması ile olsun çalışma ile gerçekleştirilen bir iştir. Bunun için iş yapan kimseye “işçi” denilmektedir. Ancak insan, bu emeği kendisi için üretim yapmaya harcarsa böylesi bir durumu incelemeye gerek yoktur. Çünkü üretim ne seviyede olursa olsun sonuç kişinin kendisine aittir. Ne kadar güç harcarsa harcasın ancak kendisi için harcamış olur. Dolayısıyla hakkında hüküm koymayı ve çözüm üretmeyi gerektirecek bir probleme neden olmaz. Fakat kişi, emeğini ücret karşılığında başkası için üretim yapmaya harcarsa işte bu durum araştırma ve incelemeyi gerektirir. Çünkü bu durumda çözüme kavuşturulması gereken problemler ortaya çıkar. Dolayısıyla da hakkında hüküm konulması kaçınılmazdır.

 Servetin kaynaklarından birisini oluşturmasından dolayı insan emeği hakkındaki inceleme yalnızca ücretliyi kapsayan bir çözüme muhtaçtır. Bu konuya işçiler hakkında bir araştırma denilmesi daha geniş bir anlam ortaya koymak içindir. Çünkü her işi yapan kimseye işçi denir. Çalışan herkes için de kullanılır. Kendisi için çalışan kimse hakkında kullanıldığı gibi ücret karşılığında başkası için çalışan kimse hakkında da kullanılır. Kendisi için çalışan kimseyi araştırma kapsamına almaya gerek yoktur. Fakat başkası için çalışan kimsenin araştırma kapsamına alınması gerekir. “İşçiler” demektense “ücretliler” demek daha dakik bir ifadedir. Çünkü inceleme, işçiler hakkında değil, ücretliler hakkında yapılan bir incelemedir.

 Ücret karşılığı çalışan her insan ücretli sayılır. Ücret verenin fert, devlet veya cemaat olması fark etmez. Devlet memuru, bir şirketteki memurlar veya bir kişinin yanında ücretle çalışan kimse hepsi ücretli sayılırlar. Bu durumda çiftçi, fabrika işçisi, evin hizmetçisi, tüccarın yanındaki yazıcı, satıcının yanında çalışan bir pazarlamacı veya komisyoncu bunların hepsi ücretlidirler. Yaptığı iş karşılığında insana verilen mala “ücret” denir. Ücretlinin çalışması karşılığında aldığı mal, ister nakit olsun ister mal olsun hepsi mal sayılır. Çünkü insanı servet sahibi yapan her şeye yani kendisinden faydalanılabilen her eşyaya mal ya da “para” denir.

 Ücretle ile ilgili olarak yapılan ekonomik inceleme, ücretliye verilen ücretin tesbit edilmesinde dikkat edilmesi gereken esası bilme noktasında yoğunlaşır. Ücretlinin ücreti ile alakalı hükümler bu esaslara göre oluşturulur. Bu esasları bilmek için de öncelikli olarak ücretlinin durumunu bilmek gerekir. Ücretlinin durumunu bilmekle ücretlinin ücretinin takdirinde kullanılan esaslar açıklığa kavuşur. Ücret karşılığında bir işi yerine getirmek için insanın kiralanması düşüncesine baktığımızda, bu düşüncenin insanlığın başlangıcı ile başladığını, insanın doğrudan doğruya kendi tüketimi için emeğini harcadıktan sonra mübadele için de emek sarf ettiğini görürüz. İnsan yalnızca doğrudan doğruya kendi tüketimi için emeğini harcadığında ortada “ücretliler” diye bir mesele söz konusu değildi. Çünkü onlara ihtiyaç yoktu. Fakat mübadele için emeğini harcamaya başladığında ücretlinin ücreti gündeme geldi. Ancak bu emeğe karşılık bazen başka bir emek veya mal konuluyordu. Bu durum ise birbirleri arasında mübadelenin yapılabilmesi için harcanan emeklerin değerini tesbit edecek ölçülerin bilinmesini, beraberinde de malın malla veya malın emekle mübadelesinde elde edilmek istenen doyumu gerçekleştirmek için malların değerinin belirlenmesini gerektirdi. Bu nedenle malların ve emeklerin değerini belirleyecek tek bir ölçünün tesbiti kaçınılmaz hale geldi. Ki böylece malın malla, malın emekle veya emeğin emekle mübadelesi kolayca yapılabilsin. Bunun üzerine malların veya emeklerin temininde kullanılmak üzere insana lazım olan nakdi değerleri ifadede kullanılacak birtakım kelimeler belirlendi. Buna göre mal için “fiyat” emek için ise “ücret” terimleri kullanılmaya başlandı. Çünkü bir malın başka bir mal karşılığında değişimi onun fiyatını oluşturmaktadır. Emeklerin değişimi ise, insan tarafından harcanan emeğin sağladığı menfaatın karşılığıdır. Bu ise fiyat değil ücrettir. Hem emeğin sağladığı menfaatı hem de malın değerini ölçmede, ölçü birimi olarak her ne kadar nakdi değer kullanılıyorsa da bu işlem ölçüden başka bir şey değildir. Bu ölçü, nicelik bakımından değil nitel bakımından bir ölçüdür.

 Nakitin hem emeğe hem de fiyata değer olması aralarında doğrudan doğruya bir irtibatın varlığını gerektirmediği gibi birinin diğerinden üstün olmasını da gerektirmez. İcare ve alışveriş arasında insanlar arasında cereyan eden bir işlem olmasından başka doğrudan doğruya bir bağ yoktur. Ne icare alışverişe ne de ücret fiyata bağlıdır. Bu nedenle ücretin takdiri fiyatın takdirinden bağımsızdır. Aralarında doğrudan doğruya bir ilişki yoktur.

 Fiyat malın bedelidir. Fiyat, kesinlikle mala karşılık maldır. Mal, ister değer ile takdir edilsin ister fiyat ile takdir edilsin fark etmez. Ücret ise emeğin karşılığıdır. Bu emekle bir mal üretilmesi zorunlu değildir. Bazen emek mal üretebilir bazen de üretmeyebilir. Emeğin menfaatı malın üretilmesi ile sınırlı değildir. Malın dışında başka faydalar da vardır. Tarımda, sanayide ve ticarette harcanan emek sonucunda bir mal üretilirken doktorun, mühendisin, avukatın, öğretmenin ve buna benzer işlerle uğraşanların ortaya koydukları hizmetler karşılığında bir mal üretilmemektedir. Zanaatkâr ücret alıyorsa ürettiği mala karşılık olarak almaktadır. Fakat mühendis elde ettiği ücreti herhangi malı üretmesi karşılığında almamaktadır. Çünkü o herhangi bir mal üretmemektedir. Mühendis emeğini kiraladığı kişiye sağladığı menfaatın karşılığında ücret almaktadır. Bu nedenle fiyat takdiri, kesinlikle mala göre yapılır. Emeğin sağladığı menfaatın takdiri ise mala göre yapılmaz. Çünkü emek malın karşılığı değil, menfaatın karşılığıdır. Bazen mal olur bazen de maldan başka bir şey olur. Buradan hareketle “Alış-veriş ücretlinin ücretinden, fiyat ta ücretten farklıdır” denilmektedir.

ABDURAHHAMAN EL MALİKİ

NOT:İdeal Ekonomi adlı eserinden alıntıdır..




Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)