Facebook
RSS

Son 50 yılda dünyamız iktisadi ve teknolojik sahada ilerlerken İslâm Dünyasında da manevi yönde hızlı gelişmeler meydana gelmiştir. Bu dönemde Müslüman toplumlar kendi kimliklerini sorgulamaya başlamışlar ve İslâmî şahsiyetlerini yeniden arama kaygısına düşmüşlerdir. Bazıları buna köklere dönüş siyaseti adını vermektedir. Yalnız bu hareketin tecellisi İslâm ülkelerinde üst yönetimi temsil eden devlet kademeleri ile milleti temsil eden toplum katmanlarında farklı mahiyette ve istikamette olmuştur. İslâm ülkelerinde, genel trend itibari ile devletin üst yönetim kademeleri ile toplumun katmanları arasında bir uyuşmazlık görülmektedir. Bu sebeple millet içinde görülen köklere dönüş politikası her yerde ve her zaman devlet kademelerine intikal edememiş ve resmi politikalarda akis bulamamıştır. Fakat alttan gelen bir baskı ile, üst kademelerdeki bazı grupların mukavemetine rağmen devlet-millet kaynaşması istikametinde ülkelere göre değişmekle beraber önemli mesafeler kaydedilmiştir. İslâm ülkelerinde demokrasiye yer verilen toplumlarda bu süreç daha başarılı olarak gelişmekte, veya başka bir ifadeyle demokrasiye, yani tabanın sözüne yer verilmesi nisbetinde bu süreç başarılı olmaktadır.


Her hareketin temelinde görüldüğü gibi köklere dönüş hareketi önce tahayyül safhasında başlamış, şair ve ediplerin yazı ve şiirlerinde dile getirilmiştir. Şair İkbal ve Mehmet Akif hatıra gelen ilk örneklerdir. Bilâhare bu duygular fikir sahasına intikal etmiş ve akademik mahfilde mâkes bulmuş; sonra da siyaset erbabının elinde aksiyona dönüşmüştür. İslâm dünyasında Pakistan 20. asrın ikinci çeyreğinde İslâm adına kurulan bir yeni devlettir. Varlığı ve hikmet-i vücudu İslâm’a dayanmaktadır. Bu sebeble Hint Yarımadası İslâm’a dönüş hareketinde, hem edebî ve fikrî yönde, hem de siyaset ve aksiyon sahasında öncülük yapmıştır. İslâm ekonomisi tabiri ilk defa Hindistan’daki âlimler tarafından telâffuz edilmiştir. Çünkü onlar hem İngilizce’ye vukufiyyetleri ile batı kültürüne, hem de medrese tahsili yoluyla Arapça’ya aşina bulunmakla doğu kültürüne vâkıf bulunuyorlardı. 20. asırda maddi ve iktisadi meselelerle ilgili iktisadi doktrin ve ideolojiler toplumlara yön verdiği için, Hintli âlimler de okutulan iktisat ilminin mefhumlarını, uygulanan politikalarını ve kurulan müesseselerini İslâm’ın değer hükümleri ile tahlil edebilmenin yollarını aramışlar, İslâm’ın iktisadî sahadaki görüşlerini bu yönden ifade etmeye çalışmışlardır. Bu sebeple klâsik fıkıh ilmi yanında İslâm iktisadı mefhumunu ortaya atmışlardır. Ülkemizde bu mefhum ilk defa Hindistanlı alim Muhammed Hamidullah Hoca’nın Paris’ten gelerek İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi’ndeki İslâmî Araştırmalar Enstitüsü’nde verdiği derslerle başlamış ve çalışmaları “Modern İktisat ve İslâm” adıyla basılmıştır. Bilahare Sabahaddin Zaim, Hamidullah Hoca’dan el alarak aynı konuyu işlemeye devam etmiş ve 1968’de Kadıköy Halk Evi’nde verdiği konferans önce İhsan Babalı’nın Cağaloğlu Yayınevi’nde yayınlanan İslâm Düşüncesi mecmuasının 5. sayısında, yine “Modern İktisat ve İslâm” adıyla bir makale olarak neşredilmiştir. Bilahare bu makale küçük hacimli bir eser halinde Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) tarafından müteaddid defalar basılmıştır.

Bu ilgi yıllarca kökleri ile ilgilenebilmekten adeta mahrum kalmış olan toplumun yeni gelişen münevver tabakalarında İslâm’a karşı duyulan hasretin bir tezahürü olarak izah edilebilir. Esasen bu dönemde İslâmî yayınlarda ve yayın merkezlerinde patlama denilebilecek çok belirgin bir artış olmuştur. 20. asrın ikinci yarısında Türkiye gibi diğer İslâm ülkelerinde de İslâm iktisadı sahasında başlayan ilgi ve onun sonucu olan ilmi ve ekonomik çalışmalar köklere dönüş hareketi ile birlikte hız kazanmıştır. Bu dönemler aynı zamanda Allah’ın lütfu sonucu Basra Körfezi ülkeleri başta olmak üzere muhtelif İslâm ülkelerinin petrol üretimine başlaması dolayısıyla iktisaden zenginleştikleri bir zaman dilimidir. Dünyadaki siyasi konjonktürün yardımı ile bağımsızlığına kavuşan İslâm ülkelerinin sayısı da bu dönemde 40 dolaylarına ulaşmıştır. Halbuki bu adet 1930’lu yıllarda son büyük İslâm devleti olan Osmanlı Devleti’nin (Devlet-i Aliye-i Osmaniye) inhilalinden sonra 3 ila 4’e inmişti. İşte bu atmosfer içinde İslâm dünyasında birbirinden kopuk olarak siyasi arenada boy gösteren Müslüman ülkeler, aralarında işbirliği yaparak kendi İslâmî kimliklerini kazanma gayretini mücerretten müşahhasa (soyuttan somuta) çevirebilme imkânını elde etmişlerdir.

Kudüs’te Mescid-i Aksa’nın İsrailliler tarafından yakılması, kıvamına gelmiş olan İslâmî şuur korlarını bir anda alevlendirmiş, Fas Kralı II. Hasan’ın daveti ile Dar’ul Beyza (Kazablanka)’da toplanan İslâm devletleri ilk İslâm konferansının temellerini atmışlardır.

Siyasi sahada başlayan bu entegrasyon hareketi iktisadî, fikri ve akademik sahaya da sıçrama yapmıştır. Bu sırada, petrol üretimi sayesinde iktisaden güçlenmiş olan Suudi Arabistan devletinin başında bulunan Kral Faysal İslâmî entegrasyon hareketlerini motive eden lider şahsiyetlerden birisi olmuş ve İslâm dünyasındaki akademisyenleri biraraya getirecek muhtelif projeler hazırlatmıştır.

Bunlardan ilki “İslâm İktisadı Birinci Dünya Kongresi” olmuştur. 1976’da Mekke-i Mükerreme’de tertip edilen bu kongreye,4 200 Müslüman iktisatçı ve fakih katılmış ve İslâm iktisadı ile ilgili yüzlerce tebliğ sunulmuştur. Bu tebliğlerden seçilen muhtelif makaleler biri İngilizce, diğeri Arapça olmak üzere iki cilt halinde yayınlanmıştır.

İşte bu konferans bir dönüm noktası olmuş ve İslâm iktisat uleması ilk defa dünya çapındaki böyle büyük bir toplantıda biraraya gelmişlerdir. Bu kongre Cidde’de bulunan Melik Abdülaziz Üniversitesi (KAAU) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi tarafından düzenlenmiş, tertip heyetinde Dr. Ahmet Tütüncü, Dr. Muhammed Sakr, Dr. Ahmed el-Neccar gibi isimler bulunmuştur. Kongre başkanlığına KAAU Rektörü Dr. Muhammed Ömer Zübeyr, başkan vekilliklerine KAAU’den Prof. Hasan Ebu Rukba, Pakistan’dan Prof. Hurşid Ahmed ile Türkiye’den Prof. Dr. Sabahaddin Zaim, raportörlüğe Dr. Monzer Kahf getirilmişlerdir.

İslâm iktisatçıları ile hukuk ulemâsı müştereken aşağıda yer alan konular üzerinde takdim edilen tebliğleri tartışmışlardır:

1. İslâm İktisadı Mefhumu ve Metodolojisi

2. İslâm İktisat Modelinde Tüketim ve Üretim

3. İslâm İktisat Modelinde Devletin Rolü

4. İslâm İktisat Modelinde Sigorta

5. İslâm İktisat Modelinde Faizsiz Bankacılık

6. İslâm İktisat Modelinde Zekat Uygulaması ve Mali Siyaset

7. İslâm İktisat Modelinde İktisadî Gelişme

8. İslâm Ülkeleri Arasında İktisadî İşbirliği

9. İslâm İktisadı Sahasındaki Yayınların Tetkik ve Tahlili

Bu kongrenin sonucunda tartışılan mevzularla ilgili olarak kurulmuş olan komitelerin özel tavsiye kararları ile genel kurul adına hazırlanan bir genel tavsiye metni (General Recommendations) hazırlanmış ve bu tavsiyelere uygun olarak KAAU’nde bir “Milletlerarası İslâm İktisadî Araştırma Enstitüsü” (International Centre for Research in Islamic Economics-ICRIE) kurulmuştur.

ICRIE, kongrede alınan kararlar ve Yüksek Müşavere Kurulu’nun tavsiyeleri istikametinde olmak üzere İslâm iktisadı ile ilgili muhtelif konferanslar, seminerler ve izleme toplantıları tertip etmiştir. Böylece; İkinci Milletlerarası İslâm İktisadı Konferansı (Second International Conference on Islamic Economics) 1923 Mart 1983’te Islâmabad’taki Milletlerarası İslâm Üniversitesinde yapılmıştır. Konferansın başlığı: “Fiscal Policy and Development in an Islamic State” (İslâm Devletinde Mali Siyaset ve Kalkınma) olmuştur. Bu konferansta “İslâm’da gelir dağılımı ve Adalet” konusu işlenmiştir. Konferansın sonuçları kitap halinde basılmıştır.

Üçüncü milletlerarası İslâm İktisadı Konferansı 28-30 Ocak 1992’de Malezya’da Kuala Lumpur’daki Milletlerarası İslâm Üniversitesinde toplanmıştır. Organizasyona IDB,IRTI ve IAIE (International Association for Islamic Economics) de katılmıştır. Bu konferansların yanında seminerler de tertip edilmiştir.

“International Seminar on Monetary and Fiscal Economics of Islâm” adlı seminerlerin birincisi 1978 yılında Mekke’de, İkincisi 1981 Ocak ayında İslâmabad’ta yapılmıştır.

“International Seminar On Islamic Economics”, 1985 Şubatında Nijerya’da University of Sokoto’da,

“Development and Finance in Islam” adlı seminer 7-9 Ocak 1987’de Kuala Lumpur’daki International Islamic University’de tertip edilmiştir.

Bunların dışında dünyanın muhtelif yerlerinde çeşitli kurumlar tarafından İslâm İktisadı ile ilgili olarak birçok konferans ve seminerler aktedilmiştir. Mesela:

v First Conference of the Academy of Islamic Research, Al-Azhar University, Cairo, 1964; Second Conference: 1965.

v International Seminar on Islamic Social Justice, A.B.U., Zaria, Nigeria (3-8 January 1978.)

v Thoughts on Islamic Economics, Dhaka, Bangladesh, 1980, by Islamic Economic Research Bureau.

v International Seminar on Islamic Banking, Al-Azhar Univ. Cairo, August 29 Sept. 17, 1981, organized bay International Institute of Islamic Banking and Economics first advanced Course on Islamic Banks).

Bu arada İslâm dünyasındaki fikri kaynaşmayı temin etmek üzere rahmetli Kral Faysal tarafından plânlanmış olan iki büyük konferans daha yapılmıştır. Bunlardan ilki “İslâm Ülkeleri Arasında İlim ve Teknolojide İşbirliği Birinci Dünya Kongresi” (The First Conference on Solidarity in Science and Technology Among Müslim Countries) 1976’da Riyad Üniversitesi Rektörü Prof. Fadda tarafından Riyad’da toplanmış ve Dr. Ahmet Tütüncü tarafından organize edilmiştir. Kongrenin sonunda yayınlanan tavsiyeler metninde, bilhassa sanayileşme, teknolojik araştırmalar ve insan kaynaklarının geliştirilmesi hususunda İslâm ülkeleri arasında işbirliğini sağlayacak organizasyonların teşkili cihetine gidilmesi hususları benimsenmiştir.

İkincisi “Birinci Dünya İslâm Eğitim Kongresi” olmuş ve 1977’de Mekke’de Birinci İslâm İktisadî Kongresinin toplandığı Intercontinental Oteli’nde yapılmıştır. Organizasyonu yapan tertip komitesi başkanlığını Dr. Sait Ali Eşref üstlenmiştir. Türkiye’den kongreye bir heyet katılarak tebliğlerini takdim etmişlerdir. Bu kongreye 313 ilim adamı katılmış, İslâm eğitimi ile ilgili 14 komite teşkil edilerek muhtelif konular işlenmiştir. Bu konferansta “İslâm’da Eğitimin Hedefi ve Nasıl Bir Gençlik, Nasıl Bir İnsan Tipi ve Modeli Yetiştirilmelidir?” konusu üzerinde durulmuştur. Kongreyi tertip eden Dr. Sait Ali Eşref ikinci Dünya İslâm Eğitim Kongresi’ni 1980’de Pakistan’da İslamabad’da, Üçüncü Dünya İslâm Eğitim Kongresi ile Birinci Dünya İslâm Kültür Kongresi’ni Bangladeş’in başkenti Dakka’da 1981 yılında tertip etmiştir.

Bu konferanslarda şu hususlar üzerinde mutabık kalınmıştır:

1. İslâm ülkelerinde okutulan kitaplarda birçok gayri islami mefhum vardır. Bütün eğitim kademelerinin müfredat programlarında okutulan kitaplardaki bu gayrı İslâmî kavramlar tesbit edilip, çıkarılmalıdır.

2. Mümkün olan ahvalde bunların yerine İslâmi kavramlar konulmalıdır.

3. Bu ilimler, İslâmî kavramlara göre yeniden tasnif edilmelidir.

4. Yeniden tasnif edilecek bu ilimlerde, yeni müfredat programları hazırlanmalıdır.

5. Yeni müfredat programlarına göre yeni kitaplar hazırlanmalıdır.

6. Yeni kitapları kullanacak yeni öğretmenler yetiştirilmelidir.

Dr. Ali Sait Eşref, Birinci Dünya İslâm Eğitim Kongresi’nin tavsiyesi gereğince İngiltere’de Cambridge’de kurduğu “Islamic Academy”de “Müslim Education Quarterly” adlı bir mecmuayı 1983 yılından beri 3 ayda bir olmak üzere muntazaman yayınlamaktadır. Bunların dışında fıkıh, ilahiyat, hukuk, tıp, coğrafya gibi çeşitli konularda konferanslar tertip edilmiş ve bu akademik faaliyetlerde İslâm toplulukları içinde İslâmî şuurun canlandırılması, ilim adamlarının uyarılması, birbirlerini tanımaları ve ferdi ve kurumlar arası işbirliği yapma imkânlarının sağlanması amacı güdülmüştür. Bu dönemler milletlerarası İslâmî faaliyetlerin hızla geliştiği bir dönem olmuştur.




Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)