Facebook
RSS

«Herkesten gücü oranında iş, herkese emeğine göre hak. . .» görüşünü savunan sosyalizm,” dağıtımda temel bir unsur olma­sı niteliğiyle emeğe dayanır ve emeği esas olarak kabul eder. Sosyalizme göre az da olsa çok da olsa her işçi, emeğinin sonu­cu (ürünü) üzerinde hak sahibidir. Böylece de dağıtımda ih­tiyacın rolü ortadan kalkmış olmaktadır. İşçi, ihtiyacından fazla miktarda ürün elde etmiş ise o zaman ihtiyacından faz­la da olsa dağıtımdaki payını alma hakkına sahip olur. Ama üretmiş olduğu ürün, ihtiyacından az ise, o zaman ihtiyaçla­rını tam, olarak tatmin hakkına sahip olamaz. Şu halde ihtiyaç miktarı ne olursa olsun her birey, kendi emeği ile üret­miş olduğu değeri elde etme hakkına sahiptir.

İhtiyaçlara bakış açısından sosyalizm, islâmiyetle uyuş­mamaktadır. Sosyalizme göre ihtiyaç dağıtımda önemli ve olumlu bir role sahip değildir. Her ne kadar, ihtiyaç, yetenek­li işçinin -ihtiyacından fazla olsa bile- kendi emeğinin ürünü­nü elde etmesini engellemiyorsa da, biraz önce açıklamasını yapmış olduğumuz toplum guruplarının ikincisine nispetle dağıtımda faal bir rol oynamaktadır. Bu ikinci gurup, zorun­lu hayat diyebileceğimiz en alt düzeydeki bir geçime sahip olabilecek derecede bedenî ve fikrî güce sahiptir.

Marxçı sosyalizmin ekonomi esaslarına göre bu gurubun, kendi cılız emeklerinin ürünüyle yetinmesi gerekmektedir. Ve yine Marxçı sosyalizm; bu gurubun geçim seviyesi ile müref­feh bir geçimi elde etme gücüne sahip olan birinci gurubun geçim seviyesi arasındaki büyük farkları normal olarak kabul etmektedir. Sosyalist düzende emek, dağıtım işlemlerini tek başına yürütmektedir. Dolayısıyla işçi, emeğinin kendisine sunmuş olduğu değerden daha üst düzeydeki bir geçimi iste­meye yeltenme imkânına sahip olmamaktadır. Ama islâmın ekonomik düzeninde durum, bambaşka bir şekil almaktadır. Çünkü İslâmiyet işçiler arasında dağıtımı örgütlemek için sadece emek ile yetinmemekte ihtiyacıda bu alanda rol sahibi kılmaktadır. İkinci gruptaki bireylerin genel refah düzeyine ulaşmaktan aciz olmalarını ise bir çeşit ihtiyaç olarak kabul etmekte ve bu ihtiyacın karşılanması içinde belirli yöntemler ortaya koymaktadır. İslama göre, güzel şanslı ve yetenekli işçi kendi emeğiyle elde etmiş olduğu ürünlerden daha fazla olacaktır.

Bu arada bedenî ve fikrî oluşumlarının karakteri sebe­biyle iş yapamaz durumda olan toplumdaki üçüncü guruba ilişkin, İslâmiyetle Marxçı sosyalizm arasında bir başka an­laşmazlık noktasına da değinmemiz gerekmektedir, îş yap­maktan Ve ihtiyaçlarını giderebilmekten aciz olan bu üçün­cü guruba ilişkin anlaşmazlık, İslâmiyetle marxçı sosyalizmin dağıtım ilişkileri hakkındaki anlayışları arasında bulunan farklılıktan doğmaktadır.

Bu münasebetle ben, günümüz sosyalist dünyasının üçün­cü gurup karşısındaki tutumunu ele almak istemiyorum. Ayrıca iş yapma gücünden yoksun olan birey sosyalist toplumlarda açlıktan ölmeye mahkûmdur diye iddiada bulunan görüşleri tekrarlamayı da istemiyorum. Ben; sorunu pratik yönden değil de teorik yönden incelemek istiyorum. Sosyalist dünyanın düşmanları tarafından tekrarlanan iddiaların so­rumluluğunu yüklenmek de istemiyorum.

Marxçı sosyalizmin, üçüncü gurup bireylerinin yaşama haklarını yorumlamasına ve dağıtım işleminde genel üründen pay alabilmelerinin haklılığını söylemesine ekonomik yönden imkan yoktur. Zira Marksizme göre dağıtım esasına sabit bir ahlâkî göre düzenlenemez. Dağıtım ilişkileri, yürürlükte bulunan üretim şeklinin yönettiği toplumlarda sınıfsal çelişki du­rumuna göre belirlenmektedir. İşte bu sebepledir ki marksizm, kölelerle efendiler arasındaki sınıfsal çarpışmalar ortamında köleliğin ve kölelerin kırbaç altında ölüp, emeklerinin ürü­nünden yoksun olmalarını normal olarak kabul etmektedir.

Bu Marxist esasa göre üçüncü gurubun dağıtımdaki pa­yını, bu gurubun sınıfsal merkezînin ışığında incelemek ge­rekmektedir. Çünkü bireylerin dağıtımdaki payları, onların sosyal çarpışmadaki sınıfsal merkezlerine göre belirlenmek­tedir. Üçüncü gurupta bulunan bireyler, üretim araçları mül­kiyetinden ve üretim yapabilmek için çalışma gücünden yok­sun oluşları dolayısıyla, hiç birisinin kapsamına girmemekte­dirler. Sosyalist bir toplumun kurulması ve işçilerin muzaffer olmaları işinde, işçi sınıfının bir parçasını oluşturmaktadır­lar.

Bedenî ve fikrî karakterleri gereği iş yapamaz durumda olan bireyler, sermayeciler ve işçiler arasındaki sınıfsal çarpış­manın, dolayısıyla da sosyalist aşamada üretim araçlarına hâkim olan işçi sınıfının dışında kaldıklarına göre; dağıtım­dan pay alma, yaşayabilme ve emekçi sınıfın egemen olduğu servette pay alma hakkına sahip olduklarını Marxist yöntem­lere uygun olarak ilmî bir şekilde yorumlamak mümkün de­ğildir. Çünkü bunlar, sınıfsal çarpışma çemberinin dışında kalmaktadırlar. İşte böylece marksizmin üçüncü gurubun haya­tının ve sosyalist aşamadaki geçimlerinin garanti edilmesinin haklılığını kendi yöntemleriyle ispatlamaktadır.

İslam Ekonomisine gelince o, dağıtım işlemini toplumdaki sınıfsal çarpışma esasına göre düzenlemez. Tersine mutlu bir toplumun en yüce idealinin ışığında ve sabit bazı ahlâkî değerleri esas alarak düzenlemektedir. Bu ahlaki değerler, servet dağıtımının söz konusu değerleri gerçekleştirmeyi garanti edecek, ideallere vücut verecek ve mümkün olan en büyük derecede yoksunluk üzüntülerini giderecek şekilde düzenlenmesini gerektirir, zorunlu kılar.

Bu anlayış esasına dayalı dağıtım işlemi durum gereği; kendilerine servet dağıtımının yapılması gereken insanlar topluluğunun bir parçası olması niteliğiyle üçüncü gurubu da kapsamına almaktadır. Hem de mümkün olan en yüksek oranda yoksunluk üzüntülerini giderecek şekilde. Tabiî İslamın, sosyal ilişkileri dayandırdığı ahlâki değerleri ve mutlu toplumun yüce ideallerini gerçekleştirmek için… Tabiî olarak bu durumda söz konusu üçüncü gurubun yoksunluk ihtiyaç­ları, onların yaşama hakkına sahip olmaları için yeter bir se­bep olmakta ve bu ihtiyaçları, dağıtım unsurlarından bir un­sur haline gelmektedir.

YAZAR: MUHAMMED BAKIR es SADR




Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)