Facebook
RSS

İslâmi paradigmanın nitelikleri ve varsayımlarının incelenmesi, İslâm toplumunda devletin moral, sosyal, ekonomik ve politik alanlarda esas olarak aktif rol yüklenmesi ge­rektiğini gösterir. Gerçekten, İslamda moral, sosyal, ekonomik ve politik nitelikteki insani çabaların tümü karşılıklı olarak birbirlerini destekler ve İslâm in değer sistemi içinde bü­tünleşir. İslâm toplumunda devlet, insanların örgütlenmesinde, maddi ve manevi unsurla­rın parlak bir sentezini oluşturabilmek kapasitesine sahip olduğu için dinamik bir role sa­hiptir.

Bu dinamik rol genel karakteriyle tüm iktisadi normlarda olduğu gibi “ne üretilecek” “kim için üretilecek” ve “nasıl üretilecek” sorularını kapsamlı bir şekilde ortaya koymuştur.

Emek’ten sermayeye, tüketimden dağıtıma kadar tüm ekstramum noktalarını belirle­miş, bu noktalar içinde “hür teşebbüsü” ortaya kovmuştur. Ancak ekstramum noktalarında, burada ben varım, yaptığın şey yanlış veya doğru diyerek, ya devam ya da buradan ileri gidemezsin demiştir.

İslâm hayat tarzının genel yapısı moral ve ahlaki temeller üzerinde yükseldiğinden, devlet, toplumun moral ve ahlaki yönlerine kayıtsız kalamayacağını ortaya koymuştur. Tabi ki bu, İslâm devletinin halkı güç kullanarak belli davranış biçimlerine zorlayan polis devleti olduğu anlamına gelmez. Bütün sistemlerde -kapitalizm dahil- bir tür iç telkin me­kanizması vardır. Fakat İslâm sistemi, Kur’an’da buyrulan “dinde zorlama yoktur” (1) hükmüne uygun olarak bireysel özgürlüğe büyük bir değer verir ve bu değerleri genelde “iç telkinle” işleve sokar. Bu sebepten dolayı, İslâm, eğitime ve İslâmi hayat tarzının da­yandığı ahlaki normların uygulanmasını teşvik eden sartların oluşturulmasına büyük önem verir. (2)

İslamda devlet herhangi bir sınıf veya zümrenin denetiminde değildir. Toplumu tem­sil eder ve toplum sürekli ve kademeli seçim olan “biatla” başkanı denetler. (3) İslâm’a göre devlet hak dağıtmaz. İnsana haklar Allah tarafından verilir. Veya insan irade ve sarfettiği gayretleriyle elde eder. Devletin meşruluğu insanın sahip olduğu haklan korumak­ladır.

Burada değinmemiz gereken diğer bir temel nokta da; İslâm bir inanç sistemi olduğu gibi, sosyal hayatı tanzim eden de bir sistemdir. Bunun içindir ki İslâmın dört temel çatısı vardır. Moral değerler açısından “Ahlak”, insanı Allah’a yaklaştırma ve nimetin şükrü için, kulluk bilinci çerçevesinde “ibadet”, sosyal ve siyasi hayatın tanziminde “Muamelat” tüm bunların etik ve kurumsal müeyyidesi olarak ta “Ukubat(İslam Ceza Hukuku)”tır.

Bu dört temel çatısı (Ahlak – ibadet – Muamelat – Ukubat) İslâmın insanlarla iç içe ol­duğunu ve “vahye” dayanan bir insanlık düzeni olduğunu gösterir.

Bu temel çerçevede, İslâm, ekonomiden, sosyal hayata, politik hayattan insanın fıtri duygularına hükmetmiş olmasından dolayı, İslâm ekonomisinde de İslâmın devletinin üst­lenmiş olduğu bir takım fonksiyonların olması gerekmektedir.

Bu çalışmada, İslâm ekonomisinde devletin rolünü dört temel baslık altında inceleyebiliriz:

1-GARANTİ

2-DENGE

3-YÖNLENDİRİ

4-MÜDAHALECİ

Bu dört temel başlık tamamıyla kendi tasnifim olduğundan, inşaallah yanlış yapma­maya gayret edeceğim. Bu temel başlıkları değişik İslâm ekonomisi ile ilgili kaynaklarda ayrı ayrı bulmak mümkündür. Ben de bu kaynaklardan esinlenerek ve İslâmın temel mantalitesinden yola çıkarak böyle bir tasnif yaptım.

YAZAR: M.TEVFİK GÖKSU

————————————————-

(1)Bakara 256

(2)Abdulmannan a.g.e. S: 239

(3)Süleyman AKDEMİR “Sosval Denge İşaret Yayınları İST. -1990 – S:45




Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)