Facebook
RSS
Suudi Arabistan’da, Cidde’de Melik Abdülaziz Üniversitesi’nde kurulmuş olan Milletlerarası İslâm İktisatı Araştırma Merkezi. Bu merkez 1976 yılında tertip edilen I. Dünya İslâm İktisadı Konferansında alınan karar üzerine kuruldu.

Şu sayacağım çalışmaların büyük kısmı ekserisi Merhum Kral Faysal’ın emri ve desteği ile kurulmuştur. Motor oydu. O gittikten sonra, eski aldığı hızla ne kadar gidebildi ise gitti, işte oralardan buralardan destek görerek gidiyor.

Bu merkez o zaman öyle kuruldu, büyük imkanlar verildi. Ama henüz hukuki yapısı sağlanamadı. Çünkü Üniversitenin bütçesine bağlı 14 kişilik bir milletlerarası şurası vardı. Sekizi Suudlu, altısı dışarıdandı. İşte hasbelkader ben da vardım içlerinde. Bu çalışmalar devam ediyor. İlk Araştırma Merkezi bu oldu.

Bu merkez beş konferans ve birçok seminer akdetti.

Birinci konferansın sonuçları, konferansta sunulan İngilizce tebliğler kitap halinde basıldı. Arapça olarak sunulan tebliğler İkinci bir kitap halinde basıldı. Daha bunlar birbirine tercüme edilmedi. Herkes tebliğini ya İngilizce veya Arapça verdi. İngilizce verilen tebliğlerden seçilen tebliğler basıldı. Böylece 1. konferansın zübdesi elimizde.

Birinci konferansı takiben ikinci seminer takdim edildi:

1. Mekke’de 1978 yılında yapıldı.

2. İslâmabad’da 1982 yılında yapıldı.

Her ikisinin de konuları para-banka, maliye konularına taalluk ediyordu. Çünkü bu mevzuu önemli idi. Zekat başta geliyordu.  Zekat müessesesini İslâm mali sistemi içine nasıl entegre edebiliriz? Bunu devlet elinde nasıl organize edebiliriz? gibi düşünceler, çalışmalar var. Bu iki seminerin de tebliğleri iki kitap halinde yayınlandı.

Birinci seminerin yayını şudur: İslâm iktisadının para ve maliye ile ilgili kısmı, bir cilt halinde çıktı.

İkinci seminerin de yayını iki cilt halinde çıkarıldı.

1. cildi: “İslâm’da Para ve Banka”.

2. cildi: “İslâm’da Mali Siyaset ve Kaynak” adını taşıyor.

Bu iki seminer İslâm’da para, banka ve mali siyasetle ilgili mevzuları ihtiva ediyor.

Şimdi bu arzettiğimiz merkez çalışmalarını devam ettiriyor. Merkezin çalışmaları,  araştırma ve çeşitli faaliyetler halinde yürüyor. Şu elimizdeki bülten “Araştırma Teklifleri” hakkında bir bültendir. İslâm iktisatçılarına hitabediyor. Diyor ki, “Biz şu sahalarda çalışıyoruz, ilgileniyoruz. Kim araştırma yapmak isterse bu veya benzer mevzularda lütfen bize çalışmalarının ana hatlarını, fihristini hazırlasın bir özetle göndersin. Biz bu araştırmayı finanse ederiz. Siz araştırma bitince bize gönderirsiniz. Biz bunu basarız veya basmayız”. Yani araştırmayı kabul etti mi, araştırmanın ayrıca kabulü diye bir şart yok. Yani oldu olmadı söz konusu değil.

Mevzuu güzeldir derse siz de onu alıyorsunuz, parayı da size ödüyorlar deste, deste. Araştırmanızı kendi ülkenizde yapıyorsunuz. Yani bu Merkez böylece bütün İslâm ülkelerindeki araştırmaları finanse etmeye çalışıyor. O bakımdan faaliyetlerini şöyle hülasa edebiliriz:

İslâm iktisadı sahasında eğitim malzemesini hazırlamak, bunları tercüme etmek, basıp dağıtmak vazifesini tekeffül etmiş bulunuyorlar. Bu sahada en önemli eksiğimiz ders kitabı yok. Yani bir İslâm İktisadı ders kitabı, üzerinde ittifak edilen bir kitap yok.  O bakımdan herkes bir şeyler yapıyor. Ama bu saha da yavaş yavaş gelişecek.

İslâm iktisadı kitaplarını hazırlamak, sonra bunları tedrisat programlarına intikal ettirmek, gayesi güdülüyor.

Suudi Arabistan’da da bu mevzuu bizden çok farklı değil. Orada da dünyevi fakültelerde henüz İslâm iktisadı dersi, ders olarak yok. Bendeniz Mühendislik  Fakültesinde iken böyle birşey kurulmak istendi. Ama ismine yine iktisada giriş deniyor. Mühendislik iktisadı deniyor. Fakat bütün hocalar öyle seçilmişti ki mevzuyu İslâm iktisadı açısından öğretmeye çalışıyorduk. Ders kitapları Amerikan kitapları. Aman şurası yanlış, şurası şöyle olması lazım, İslâm’daki görüş falan diye mukayeseli çalışmalar yapılıyor. Ama henüz daha bunlar kitap halinde basılmış değil, sadece ilahiyat  fakültelerinde master programında İslâm ekonomisi dersi okutuluyor.

Şimdi arzedeceğim diğer ülkelerde de bu çalışmalar yavaş yavaş hızlanıyor. Onun dışında bu merkezin faaliyeti içinde misafir hocalar davet etmek, küçük uzman seminerleri düzenlemek, sonra, bülten ve mecmua neşretmek geliyor. Bu merkezden bir mecmua neşrediliyor. Hepinizden ya İngilizce ya da Arapça yazı isteniyor. Şunu arzedeyim bu sahada kim laf anlatmak istiyorsa iki dili bilmeye mecbur. Birisi kafi değil. Bunlar Arapça ve İngilizce’dir.

Araştırma neticelerinde bunların monografiler halinde uygun olanlarını merkez bastırıyor, yayınlıyor ve dağıtıyor.

Basılma şartı yok. Uygun olanlarını basıyorlar, dağıtıyorlar. Böylece bir arşiv meydana geliyor.

Her mevzuda araştırmalar yapılıyor. Bunlar yavaş yavaş bir arşiv halinde toplanıyor. Araştırmanız gönderiliyor oraya, yeniden çoğaltılıyor. Hakemli olarak çalışıyor. İsmi kaldırılıyor. Yani yazarı belli olmuyor. İki şahsa gönderiliyor. Çünkü her araştırmadan sonra iki kişiye gönderiliyor. Onlar yazarı bilmiyorlar, yazar da onları bilmiyor. Tabii uygun olanları, icabında müellife yeniden gönderiliyor. Onlar diyor ki şu şu konular tenkid ediliyor. Ona göre istersen düzenle. Düzenlemeye mecbur değil. İsterse yeniden düzenliyor. Uygun hale gelince basabiliyor (hakemli dergiler).

Seminer konferans vs. konuları da var. Bunları tanzim etmek de merkezin vazifesi, ayrıca ilim adamları mübadele etmek, ki bu önemli bir konuydu. Bu konuda çalışılıyor, çalışılacak.

Eleman yetiştirme sahasında birtakım şeyler var. Bir de doktora ve doktora sonrası çalışmalarda şeref armağanları ve teşvik etmek gibi konular yer alıyor.

Bu merkezin dışında İslâm Kalkınma Bankası kendi içinde bir araştırma merkezi kurdu. Bunun da adı İslâm Araştırma ve Eğitim Enstitüsü. İngilizcesi Islamic Research and Training Institute. Kısa adı IRTI’dır. Şu, o enstitünün ana tüzüğü. Bunun da hikayesi şudur: İslâm Kalkınma Bankası’nın fonlarının bir kısmı kullanılamıyordu. Bu fonlar kullanılamayınca yabancı bankalarda duruyordu. Faizi de alınmıyordu. Ama duyulmuş ki burada biriken faizleri Amerikan bankaları dünya kiliseler birliğine göndermişler, hediye etmişler. Onun üzerine İslâm ulemasını topladılar ve bu paralar İslâm’a hayır işlerinde sarfedilebilir diye fetva aldılar ve bu enstitü kuruldu. Ve bu enstitünün finansman kaynakları çok geniş, şimdi paralar oradan buraya akıyor. Ve bu enstitüde şimdi beş tane bölüm var. Beş bölümden bir tanesi Araştırma Dairesi’dir. O araştırma dairesinin başkanı da şu anda arkadaşımız Prof. Dr.  Nevzat Yalçıntaş’tır. Ve geçen sene bu araştırma dairesine seçimle altı bilim adamı gönderdik. Çoğu doçenttir. (İçlerinden birisi de Sayın Abdullah Gül idi.)

Bunlar orada çalışmalar yapıyorlar. Böyle bir merkez de var. Bunların eğitim kısmı da var, bankacı yetiştiriyor. Araştırma kısmı var.

Bütün İslâm ülkelerinin iktisadi yapıları hakkında orada araştırmalar yapılıyor. Böylece orada bir arşiv meydana geliyor. Ayrıca toplama merkezi kuruluyor. Bendeniz orada iken bu enstitü daha yeni kuruluyordu. Oranın da o zaman genel müdürü Cidde Üniversitesi’nin Genel Sekreteri idi. Zaten İslâm Bankasının Başkanları hep rektörlerdir. Şimdiki başkanı da eski rektörüdür.

Başkan Ahmed Ali şunu söylemiştir: Ben buranın arap bankası olmasını istemiyorum. Bize eleman gönderin diye rica etmiştir. Tavsiye edilerek bu hale geldi. Sayın Korkut Özal da bu merkezin kurulmasında rapor hazırlamıştı,  O’nun da katkısı vardır. Üçüncü bir enstitü Kuzey Kıbrıs Türk Kesiminde 1981 yılında kuruldu. Bununda İngilizce adı INTERNATIONAL ISLAMIC ECONOMICS AND BANKING INSTITUTE’dır. İslâm iktisadı ve Bankacılığı Milletlerarası Enstitüsü. Ahmed Neccar bu enstitünün başkanı idi. Bu enstitüyü Muhammed Faysal gurubu kurdu. Yani şimdi: Bir İslâm Kalkınma Bankası var. Bir de özel İslâm Bankaları var. Bu özel İslâm Bankaları bir federasyon kurdular. Bu federasyon da bu enstitüyü kurdu ve bu enstitüyü Kıbrıs’ta kuran doğrudan doğruya Muhammed Faysal’ın kendisidir. Çünkü kuruluşta bendeniz de vardım. Kurucuları arasındayım..

Size birşey daha tebşir edeyimÇoğunuzda bunun farkında değilsiniz. Şu vakıf, İslâmî Araştırmalar Vakfı, Kıbrıs’daki Milletlerarası  İslâm İktisadı ve Bankacılığı Enstitüsünün kurucularındandır. Ve statüde değişme vardır. O vakit Osman Öztürk Beyi bizzat çağırdık, katıldı ve siz oranın kurucususunuz. Onun için bu toplantıya onlarında çağırılması lazımdı. Unutmuştunuz.  Şimdi hatırlattım. Yani resmen kurucususunuz ve sicilde kaydınız var.

Muhammed Faysal, büyük bir Türk dostudur. Anası Türk, Hayriye hanım zaten. Kendisi güzel Türkçe konuşur. Ama tabii bizim trajedilerimiz, dramlarımız, şu ki, bu zat 1982 yılına kadar Türkiye’ye hiç ayak basmamıştır. Bir Allah’ın kulu da O’nu buraya çağırıp ta davet etmemiştir. Türkiye’yi çok seviyor. Her türlü yardıma hazır mert bir adam. Babayiğit. Tam bir Türk delikanlısı. En büyük oğludur Kral Faysal’ın. Ve prensler arasında ilk tahsil yapan şahıstır. Bakanlık yapmıştır. Kral Faysal’ın iki tane vakfı vardır. Birisi eğitimle uğraşır. Faysal Eğitim Vakfı. Okullar kurar diğeri de İktisadi konularla uğraşır, banka kurmak vs. gibi. İşte Faysal bu araştırma merkezinin reisidir. Ahmed Neccar’da umum müdür oluyor. Bu Enstitüden İslâm Bankacıları yetiştiriliyor. Bu Enstitü ile Arap Kalkınma Bankası aralarında işbirliği yapılıyor. Demek ki üç ekip var: Abdülaziz Üniversitesi bir, İslâm kalkınma bankası iki, Kıbrıs’taki üç. Bunun dışında Amerika’daki müslüman talebeler çok aktif. Onlar da çeşitli dallarda birlikler kuruyorlar. Sosyal İlimler sahasında çalışmalar yapıyorlar. “İslâm Sosyal İlimler Cemiyeti” kurdular. Onların da güzel çalışmaları var. Yayınları, neşriyatları var. Kütüphaneleri meydana geliyor. Orada Monzer Kahf diye bir arkadaşımız var. Suriye asıllıdır. Doçenttir kendisi. Bu işin motorluğunu yapıyor.

Vaktiyle bu teşkilatı yürüten İslâm Talebe Cemiyetleri Federasyonu idi. Bunun da başında bir Türk vardır. Ahmet Tütüncü diye Kerküklü. Libya’daki 1971 Dünya Gençlik Konferansını onlar düzenlemişti. “İhvan-ı müslimin” dendi. Sonra Kaddafi ile arası bozuldu, sonra suud vatandaşı oldu Onlar bu işi geliştirdiler bıraktılar. Arkası  geliyor. Amerika’da, Kanada’da hayli canlı çalışmaları var.

Bunun dışında Londra’daIslamic Council” diye bir teşkilat var. Yine Muhammed Faysal’ın kayınbiraderinin amcazadesi olan Azzam’ın, eski Mısırlı Arzam Paşa’nın yeğeninin bulunduğu teşkilat var. Onlar da bu meşhur İslâm Konferansını meydana getirmişlerdir. İşte bu da onların yayınıdır. “Islamic World and Future Economic Order” “İslâm Dünyası ve Müstakbel İktisadi Düzen” diye. Böyle bir kitap var. Onlar da çalışmalar yapıyorlar. Daha çok ekonomilerin dünyevi konularında.

Bunun dışında Pakistan’da İslâmabad’da “Islamic Ideology Council” İslâm İdeolojisi Konseyi var. Onların da çalışmaları var. Şu rapor onların yayınlarındandır.

“İktisatta faizin ilgası ile ilgili komisyon raporu aynı şekilde” onlar da birtakım paneller yapmışlar. Yani böyle bir teşkilat da var orada. “İslâm İdeolojisi Konseyi” akademik bir çalışma halinde. Ve Pakistan hükümetine yol göstermeye çalışıyor. Şu anda İslâm devleti kurma gayretinde olan ülke Pakistan. İran’ı bilmiyorum. Gerçi bir siyasi yapısı var. İslâm devleti kurmak istiyoruz diyen. Normal çalışan ülke olarak Pakistan var. Ve Ziya’ül-Hak’da güzel gayretler içinde. Ben de gittim, gördüm. Bu ideoloji başkanları ile konuştum. Ve işte bana şunları gönderdiler. Şeriat mahkemeleri kurdular onlar. Bu mahkemelerde tamamen şeriat üzerinde kararlar veriliyor. Dertleri, ana davaları şu: Bilmiyorlar, ışık yok, yani İslâm devleti kuracağız. Nelere dayanacağız? Nasıl çözüm getireceğiz? Kaynak var. İmkanlar, aletler nedir? Bu sahada sıkıntı içindeler. Çünkü fıkıh konusu zannediyorum en fazla Osmanlı Devleti’nde güçlenmiş son zamanlarda, iki kaynak var: Ezher, İstanbul. İstanbul kurumuş. İstanbul’la alaka kesik. Bu kaynaktan istifade edilemiyor. Halbuki son asırların bütün çalışmaları bu kaynaklarda. Bunlar değerlendirilemeyince Ezher de geride kalmış oluyor. Ve yeni kurulan bir devlet için de ışık tutulamıyor.

Bizim birkaç arkadaşımız panele katıldılar (Rahmetli Doç. Dr. Ruhi Özcan bey) ve arkadaşlarımızdan çok faydalandıklarını söylediler. Orada arazi, öşür v.s konularında bazı çalışmalar vardı.

Rahmetli Ruhi Özcan gitmişti. Orada bayağı mütehassıs oldu ve işe yaradı. Bu da şunu gösteriyor: İslâm ülkeleri arası işbirliği yapılırsa çok istifade edilecek. Lisan İngilizce. Fakat onlar bizim kaynakları anlamıyorlar. Tercüme edilmiştir; farkında değiller. Bizim Osmanlı arşivleri dünya için meçhul. Bunların hepsi birer vakıa.

Demek ki Pakistan’da böyle bir durum var. Ve şu örnek: Bu bir mahkeme kararı. Bir işçi-işveren ihtilafı ile ilgili. Ama bunun içinde sosyal siyaseti, yani endüstri münasebetlerini hulasa ediyor. İnceliyor. Teori getiriyor. İslâmda ne olması gerekir, sonunda hükmünü getiriyor.

Bunun dışında Pakistan’da İslâmabad’da eski Savunma Bakanı’nın kurmuş olduğugüzel bir enstitü var. Siyaset Araştırmaları Enstitüsü. Fevkalade güzel. Bütün Pakistan’ın her eyaletinde şubeler kurdular. Elemanları var. Muhabirleri var.Ve orada bu sahada araştırmalar yapıp çalışıyorlar. (Institute of Social Studies)

Yine ayrıca İngiltere’de Leicester’de Prof. Hurşid Ahmed’in başında bulunduğu bir araştırma merkezi var. (Islamic Foundastion) Ve çok faal olarak çalışıyor. Mevdudi’nin vakfını geliştirdiler ve orada bu çalışma halinde. “Gen. Sekr. Mehmet Asutay.” yayınların çoğunda ve organizasyonlarda Cidde’deki merkezle işbirliği yaparak çalışıyorlar.

En son olarak Pakistan İslâmabad’da bu sene Milletlerarası İslâm İktisadı Enstitüsü kuruldu. Şimdi bu Cidde’deki merkeze çıkıyor. Orası biraz siyasi tesir altında kalınca, rezerv olarak burası kuruldu. Bunun başında muavini Ziyaeddin Ahmet var. Orada bir sistem var. Merkez Bankası reisleri muavinleri emekli olmadan ve istifa etmeden izin alıyor ve süresiz izin halinde başka bir görevde bulunabiliyor. Çok kıymetli bir şahıs. Merkez Bankaları toplantılarında da riyaset yapan bir şahıstır. Gayet Müslüman ve muttaki.

Şimdi bu enstitü İslâm İktisadı üzerinde lisans, master ve doktora seviyesinde eğitim yapıyor, talebeler alınıyor. Tedrisat İngilizce ve Arapça, Urduca değil. Pakistan’daki  okullarda medreseden yetişenler Arapça biliyor. İngilizce bilenler ilk önce Arapça hazırlık dersi görüyor. Arapça bilenler ilkin sırf İngilizce hazırlık dersi görüyor. İkinci yıl bütün dersler Arapça ve İngilizce devam ediyor. Ben sınıflarıgezdim.  Görüştüm. Türk talebeler de var içlerinde. Şimdi bu sene inşaallah master ve doktora seviyesine gelecekler. Böylece Milletlerarası İslâm İktisadı mevzuunda akademik bir müessese kurulmuş oluyor.

Bu enstitü ile Cidde’deki merkezin işbirliği ile bir İslâm İktisatçıları Birliği kuruluyor. Bu birlik 83’de yapılan 2. İslâm Kongresinde kararlaştırıldı. Bir geçici yönetim kuruldu. Bu kurucu heyet 84 mart’ında İslâmabad’da ilk toplantısını yaptı.   İkinci toplantısını da Mekke’de yapacak.

Şimdi size buradan haberlerim var. İnşaallah bu merkezin statüsü kurulursa her ülkede bu birliğe bağlı olarak ülke birlikleri kurulacak, kurulabilecek. Her ülkede de mahalli üniteler kurulabilecek. Ve onların hepsi “Dünya İktisatçıları Birliği” halinde çalışmalar yapacak.

Şimdi müteakip seminer ve konferansları da bu birlik ile bu iki araştırma merkezi düzenleyecekler. İslâmabad, Cidde. Bunun daha nerede kurulacağı belli değil.

Öyle şartlar konuyor ki işte siyasi müdahale olmasın. Para birimi her yerde geçerli olsun. İslâmî araştırma konusuna önem verilmiş olsun vs. gibi bir yer aranacak.   İstanbul eğer uygun diyorsanız…

Şimdi bu derneğin önümüzdeki konferans ve seminerleri için teklifleri var. Müteakip üçüncü seminerin 85 yılı Mart-Nisan aylarında yapılması tasarlanıyor. Mahalli belli değil. Teklif edilen mevzu “İslâmi çerçeve içinde Mali Siyaset ve Kalkınma Planlaması”. Bu mevzu üzerinde 85 yılında bir çalışma düzenleniyor.

86 yılı içinde düzenlenen mevzu: “Gelir Siyaseti, İslâmi çerçeve içinde”. Şimdi bu çalışmalar için yedi ile on kişilik çalışma grupları kurulması düşünülüyor. Bunlar ilk hazırlıkları yapacaklar.

Bu çalışma birimlerinin altı grupta teşkil edilmesi düşünülüyor:

1. İndeksleme konusu grubu

2. İstihdam ve gelir siyaseti grubu

3. İslâm iktisadı, eğitim grubu

4. İslâm Bankasındaki tecrübelerin gözden geçirilmesi gurubu

5. Bir İslâm Bankası modeli oluşturma grubu

6. İslâm sigortacılığı grubu.

Bunların içinden de ilk olarak iki grubun öncülük yapması düşünülmüş. Bunlar:

1. İndeksleme grubu

2. İslâm iktisadı öğretme grubu, oluyor.

YAZAR: PROF. DR. SABAHADDİN ZAİM




coded by nessus

Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)