Facebook
RSS
İslâm konferansı bir takım araştırma merkezleri kuruyor. Yani müesseseler kuruyor.

Birincisiİslâm Kalkınma Bankası” Dünya Kalkınma Bankası’nın karşılığıdır. Bu banka İslâm Konferansının 1973 yılında yaptığı ilk maliye vekilleri toplantısında kararlaştırıldı ve 1975 yılı Ekim ayında kuruldu.

Demek ki toplantıların hepsi hariciye vekilleri tarafından yapılıyor. İslâm Kalkınma Bankası toplantısı ise maliye vekilleri arasında yapılıyor. Bu bankanın kuruluşunda Malezya’lı Tunku Abdurrahman’ın ve oradaki Hindistan ve Pakistan’lı alimlerin büyük payları vardır.

Bilahare Mısırlı Prof. Ahmed Neccar (rahmetullahi aleyh) (o zaman özel İslâm Bankaları Genel Sekreteri olan arkadaşımız) bu bankaların kurulmasında fikri kurucularından bir tanesidir. (Ve kendisi genel sekreterle birlikte İslâm Konferansının iktisadi işler dairesi başkanlığını da yapmıştır. Bankanın kuruculuk fikrini geliştirmiştir. İngilizce, Arapça, Fransızca bilirdi, annesi de Türk’tür.)

Şu anda Türkiye’yi İslâm Kalkınma Bankası’nda bu son ayrımından sonra maliye vekilimiz değil Başbakanlık Dış Ticaret ve Hazine Müsteşarımız Ekrem Pakdemirli temsil ediyor. Daha önce ifade ettiğimiz gibi 1973’te karar alınmış ve 1975’te kurulmuştur, bu banka. Bu da önce yine Kral Faysal’ın sarayı içinde ahşap bir binada idi. Sonra kendi binasına nakledildi. Onun yanında bir araştırma merkezi yapıldı.  Şimdi esas daha büyük binası için ihaleye çıkarıldı. Projeleri verildi. Şimdi IDB o yeni binada çalışıyor.

İkinci müessese:

İslâm Ülkeleri Odalar Birliği, Türkiye’deki Ticaret, Sanayi Odaları Birliği gibi.  Borsaların hey’et-i umumiyesi bir ülkede borsaları meydana getiriyor. İslâm ülkelerinin odalarının hey’et-i umumiyesi bir araya gelip bir birlik meydana getiriyorlar. Bu birliğin merkezi Pakistan-Karachi’dedir. Orada kuruldu. (O anda genel sekreteri Türktü.)

Bütün bu çalışmaların ana faktörü insandır. Şuurlu, idealist, heyecanlı insanlar olursa müesseseyi alıp götürür. Her müessesenin içine girecek, alıp götürecek motorlar lazım. Motor bozuk oldu mu müessese de laçka oluyor. Onun için bazı müesseseler atıl kalmış vaziyettedir. Çünkü içine muharrik eleman konulmamıştır. Şimdi bu müessese güzel kurulmuş fakat fazla aktif değil. Çünkü arzettiğim gibi hariciye vekaleti elemanları tayin ediliyor. Bu dıştaki faaliyetler dolarlı, maaşlı olduğu  için birisi oraya kapağı atıp yerleşti mi tamam diyor. O unutuyor. Herkes onu unutuyor. Tabii o zaman hizmetler kalıyor. Onun için oraya unutmayan ve unutturmayan elemanlar lazım ki canlansın.

Ama böyle bir müessese kuruldu. Artık demek ki “İslâm Ülkeleri Odalar Birliği Sekretaryası” var.

3. müessese: Fas’ta, Kazablanka’da (yani 4. zirve toplantısının yapıldığı şehirde) “İslâm Ülkeleri Ticaret Merkezi” var. Bu diğerinden ayrı: Birisi Odalar Birliği Sekreteryası, öbürü ticaret merkezi. Yani daha çok hükümetleri  temsil ediyor. Direk ticaretle ilgili.

Geçen hafta “Ortadoğu Ticaret Merkezi”nde (Beşiktaş-Ihlamur’da) yapılan toplantıya Fas’taki “İslâm Ülkeleri Ticaret Merkezi Md.” geldi. Genç adam. Bunlar tabii kaynaşa kaynaşa gelişecek. Fransa’da yetişmiş.

4. Bengladeş’in başşehri Dakka’daTeknik Mesleki Eğitim ve Araştırma Merkezi” adlı, daha çok insan gücü, işsizlik ile ilgilenen bir merkez mevcut. Yeni, çünkü Bangladeş’te mesele insan meselesi. 144 bin km2 arazide 95 milyon insan (2001’deki nüfusu 133 milyon) yaşıyor. İslâm dünyası işte böyle tezatlar içinde. Bir yanda 2 milyon km2 lik bir ülkede Libya’da 5 milyon insan yaşıyor. Başka bir yerde 144 bin km2 lik bir ülkede 133 milyon insan yaşıyor. Birinde ülke var insan yok; diğerinde insan var ülke yok. Aralarında pasaport gümrük gibi tahdidler var. Eski İslâm ülkelerinde gümrük, pasaport, vize yoktu. Akım serbestliği vardı. Bu akım kesilince denge kurulmadığı için arızalar meydana geliyor.

5. müessese: Ankara’da İstatistik, İktisadi ve Sosyal Araştırmalar ve Eğitim Merkezi. Başında (O zaman Şadi Cindoruk’un bulunduğu bir merkezdir.) Bunun da tasarısı hazırlanmıştı. İstatistik Enstitüsü Başkanı olan bir arkadaşımız Ahmet Bey hazırladı. Kendisi de bu işin başına geçecekti. Sonra hükümetler değişti ve Ecevit döneminde bu tayinler yapıldı.

Böyle bir merkez kuruldu. İyi gelişiyor, yayınları da var. İslâm Konferansının en faal organlarından bir tanesi.

Bütün İslâm ülkeleri, bütün istatistiki bilgileri oraya gönderiyorlar bütün İslâm ülkelerinin gönderdiği istatistik mecmuaları orada var. Herhangi bir istatistiki bilgiye ihtiyacınız olduğunda bu bilgileri orada bulabilirsiniz. Bu mecmualar orada tasnif ediliyor ve orada güzel bir arşiv meydana geliyor, teknisyenler çalışıyor. Pakistan’lı, mağripli uzmanlar var.

6. müessese: İlim ve Teknoloji’de Araştırma Merkezi. “İlim ve Teknoloji Gelişme Araştırma Vakfı” diye tesmiye edilen bir müessese. Cidde’de İslâm Konferansı’nın bulunduğu binanın alt katında başladı. Başında da Fas’lı Kettani adında (rahmetli oldu) iyi bir ilim adamı var. Yeni motor gibi iyi çalışıyorlar.

Başbakanımız Turgut Özal da başbakan yardımcısı iken oraya geldi. Türk delegesi olarak katıldı. Başbakan yrd. sıfatını taşıdığı için toplantı başkanı yaptılar. (O vakit o vakfın meclis başkanlığı ünvanını muhafaza ediyordu.)

7. müessese: “İslâm Ülkeleri Armatörler Birliği” kuruldu. Bu yenidir. Henüz faaliyete geçmedi. Hazırlık yapıldı. Tasarısı hazır. İmzalanma safhasında. Ama henüz operasyon başlamadı.

8. müessese: “İslâm Ülkeleri Telekomünikasyon Birliği”. Bu da henüz kızağı denize inme safhasında.

9. müessese: “Yatırım Garantisi Anlaşması”, bu yapıldı.

İslâm ülkeleri arasında yatırım garantisi müesseseleri. Yani problem şuydu: İslâm Ülkeleri paralarını niçin başka ülkelere gönderiyorlar. Birbirlerine güvenemedikleri için. O bakımdan bunu bir fon, bir müessese halinde garanti etmek fikri doğdu. Ve böyle bir müessese kuruldu.

10. müessese: Müessese Tunus’ta “İslâm Ülkeleri Sivil Havacılık Teşkilatı Birliği” kuruldu. O da hazırlık safhasında.

11. müessese: “İslâm Ülkeleri Hava Yolları Birliği”. Bu da hazırlık safhasında.

12. müessese: “İslâm Bankaları Birliği” kuruldu.

13. müessese: İslâm Ülkeleri arasında sigorta ve reasürans şirketleri seviyesinde bir işbirliği. Bu da hazırlık safhasında.

14. müessese:Ticari faaliyetleri geliştirme ve tanıtma mahiyetinde “İslâm Fuarları Birliği”, müesseseleşti. Hatırlarsınız, ilki İstanbul’daki toplantıdan sonra İstanbul’da kuruldu. İkincisi 1983’te Trablusgarp’ta kuruldu. Üçüncüsü 1984’te Fas’ta kuruldu. Bunlar her yıl devam eder gider.

Mesele: Malların tanıtılması. Hatırlarsınız 1866’da Türkiye’de “Islah-ı Sanayi Komisyonu” kurulunca onlar da böyle yaptılar. Türkiye’de kendi mallarımızı tanımaz olduk. Yabancı mallar istila etti. Bu 150 sene evveldi. Onun için sergiler, fuarlar açalım. Yerli mallarımızı halka tanıtalım. Avrupa malı hayranlığı başladı. Tabii şimdi bu salgın müzmin hastalık İslâm dünyasında olduğu için Türkiye’de bile sanayicilerimiz sanayiciyi tanımaz, mamulleri tanımaz. Tabii İslâm ülkeleri bu durumda birbirini hiç tanımaz. Onun için bu sergilerle ne mallar yaptığımızı gösterme durumundayız. Ortadoğu Ticaret Merkezi de kurulunca gelenler şaşırıp kalıyorlar. “Allah Allah, sizde bu mallar üretiliyor mu?” diyorlar. Alalım falan da demiyor. O bakımdan bir çok önemli fonksiyonları var.

15. müessese: Standardisazyon sahasında işbirliği çalışması, 1980 yılında Türkiye Standartlar Enstitüsü (TSE) tarafından Şadi Pehlivanoğlu başkanken hazırlandı. İhtilâle rastladı, kaldı. Yine hazırlandı, daha bir türlü toplanamadı. Buna Türkiye öncülük yapıyor. İşbirliği çalışması var. Fakat daha henüz fiile intikal edemedi.

16. Önemli bir müessese var. “İslâm Yardımlaşma Fonu”, başında da Fas’lı uyanık, akıllı bir zat var. 1974’te Cidde’de kuruldu.

Bu fondan her sene bütün İslâm dünyasındaki özel-resmi ihtiyacı olan bütün müesseselere yardım yapılır. Bizim İlim Yayma Vakfına da buradan yardım çıktı.  Sonra alınamadı.

Burası para yardımı yapan müessesedir. Teklifler, projeler gider ve inandırılırsa oradan yardım çıkıyor. Başında Genel Sekreter bir Mısırlı var.

17. müessese: “İslâm Ülkeleri Arasında Haber Ajansları Birliği” kuruldu. Bu da motoru zayıf uçaklardan bir tanesi. Pek fazla hızlı gitmiyor. Bu haber ajansları konusu, İslâm dünyasının kanayan yaralarından bir tanesidir.

İslâm dünyasında bugün haber ajansları arasında işbirliği yoktur. Haberler daima Hristiyan dünyasının haber ajanslarından aktarılır. Tüm İslâm ülkelerinde bu böyledir. Bu durumda İslâm ülkeleri halâ birbirlerini düşmanlarının ağzından öğrenme ile karşı karşıyadırlar. Onun için ittihad sağlanamıyor. Çünkü fikirler ters geliyor. İdi Amin’i yamyam gibi gösteriyorlar. Ben İdi Amin ile görüştüm, Mekke’de. Fevkalade bir insan. Atak, İslâm mücahidi, bütün kusuru bu idi. İslâm’ı müdafaa etti. Uganda, Afrika’nın en güzel ülkesi. Hep mevsimler bahar. Amerikalılar, İsrail kurulmadan önce Uganda’yı Yahudiler için mekan olarak hazırlamışlardı. Müslümanlar orada azınlıkta. Adam orada İslâm devleti kurdu. Müslümanların hepsi esir dağınık bir vaziyette idi. Ticaret Hindularda idi. Ticareti ele alıp adam etti onları. İdi Amin gitti. Şimdi orada Müslümanları katlediyorlar. Malları, mülkleri hep ellerinden gitti. Kim yapıyor bunu? Haber ajansları yapıyor. Adamı tehlikeli gördüler mi onun hakkında efsaneler çıkartıp kendi efkar-ı umumiyesinde küçültüyorlar, düşürüyorlar. Gülünç hale getiriyorlar, aslı astarı yok halbuki.

18. müessese: “Radyo-Televizyon İşbirliği”. Bu da proses halinde.

Bunların dışında fikri çalışmaları yapılan şu teşekküller var:

a) Posta hizmetlerinde işbirliği

b) Turizmde İşbirliği

c) Hava ulaşımında işbirliği

d) Meteorolojide işbirliği

e) Demiryolunda işbirliği

Bunların hepsi müzakere safhasındadır. Bunun dışında finansman, yatırım konularında işbirliği çalışmaları vardır.

Büyük Sahra’daki “Büyük Yol Projesi.” Afrika’da denizle iç Afrika’yı bağlayan ve batı ile doğuyu bağlayan yol yoktur hâlâ. Onun için bunu sağlayan “Büyük Yol Projesi”ni bu İslâm Konferansı İslâm Kalkınma Bankası birlikte organize ediyorlar. Kısmen finanse ediyorlar. Kısmen da İslâm ülkeleri iştirak ediyorlar.

Bu sahada Selim Cafer Karataş’ın güzel çalışmaları vardır. İslâm Kalkınma Bankası’nda bir arkadaşımızdır. Halen yönetim kurulunda Türk delegesidir. On sene Amerika’da kalmış, doktora yapmıştır. Gayet aktif, mücahid, heyecanlı bir elemandır. O bu çalışmaları geliştiriyordu.

Bir de ticari faaliyetleri geliştirme noktasında bölgeyi genel olarak geliştirme çalışmaları var. Sonra da tercihli, imtiyazlı sahalar: Nasıl ki serbest bölgeler vs. deniyor. İslâm ülkelerinde de böyle tercihli sahalar kurma çalışmaları var.

Gördüğünüz gibi çeşitli sahalarda gayretler var. Ben sadece serlevhalarını, başlıklarını okudum. Bunların bir sürü, dünya kadar dokümanları var tabii. Bir kısmını buraya size sergilemek için taşıdım .

YAZAR: PROF. DR. SABAHADDİN ZAİM




coded by nessus

Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)