Facebook
RSS

TEMEL İLKELER (Aldatıcı yeminler,Tartı ve ölçüde dürüstlük,İyi Niyet )

Ruh esenliği, kişinin manevî gelişmesi yanında, âdil ve iyi davranışlar üzerine kurulu yeryüzünde bir hayat sürdürmesine bağlıdır. Bunun için, Kuran ve Sünnet, dünya işleri üzerinde tekrar tekrar durur, onlara ait öğütler verir. Kuranda şöyle buyrulur : «İbadet bittik tan sonra, Allah’ın fazlını -bağışını- aramak için yeryüzüne dağılınız.»,

Peygamberin (SAV) bir sözü şöyle: «Geçimini helâl yollarla sağlamak, ibadet dışında en önemli bir görevdir.»

Bir başka yerde şöyle der Peygamber (SAV) : «Sabah namazını kıldıktan sonra, geçiminizi kazanıncaya kadar yatmayın.»

İslâm, İslâmî ilkelerle bağdaşan tüm ekonomik faaliyetlere katılma hakkını kişiye tanımaktadır. Ticaret, ticarî ortaklık, kooperatifler ve anonim ortaklıklar meşru sayılmıştır. Bununla birlikte ticarî faaliyetlerin dürüst yararlı ve güvenilir bir şekilde yürümesini sağlamak amacıyla ticari faaliyetlere ilişkin bazı kurallar getirmiştir. Peygamber (SAV) bir hadîsinde, sözünde duran, doğru sözlü tüccarı övmüştür: «Doğru sözlü, dürüst bir tüccar, Peygamberlerle, sıddıklarla ve şehitlerle birliktedir.» (Tirmizi,72: 4)

TEMEL İLKELER

Ticarî ilişkilerde kişinin son derece dürüst ve güvenilir olması şartı temel ilke olarak konmuştur. Bu ilkeler iş adamları tarafından benimsenmiş olsaydı, bu gün piyasada görülen bozukluklar olmayacaktı. Ticaret ve alışverişe ilişkin bu ilkeler, iş ilişkilerinde iyi niyetin kurulması, tartı ve ölçümün dürüstçe yapılması ve aldatıcı yeminlere başvurmaktan kaçınılması hakkındaki Kuran ve Hadis hükümlerinde, değişik şekilde, yansımaktadır.

Aldatıcı yeminler :

Günümüzde satıcılar, alıcıları kandırmak için asılsız yeminlere başvurmaktadırlar. Bu davranış da, piyasa ekonomisinin bozukluğu yanında, kişilerin ahlâkî ve ruhi değerlere karşı kayıtsızlığının, umursamazlığının ve yabancılaşmasının etkisi büyüktür. İslâm, iş adamının malını satmak amacıyla başvurduğu bu tür davranışları kınamıştır. Ebu Hureyre’nin (RA) naklettiğine göre, Peygamber (SAV) bu konuda şöyle demiştir: “Asılsız yeminler malı sattırır, ama bereketi, onun sağlayacağı yararı ve iç rahatlığını da yok eder.” (Buhari 34; 26). Öte yandan Ebu Zer de (RA), Peygamberin (SAV) başka bir sözünü nakleder “Allah şu üç sınıf insanla ne konuşacak, ne onların yüzüne bakacak, ne de günahlarını

bağışlıyacaktır. Onlar çok acıklı bir azap çekeceklerdir.” Ebu Zer; birden bire atılır ve sorar. «Ey Allahın Elçisi! Bu, herşeyini yitiren ve mahfolanlar kimlerdir?» Peygamber (SAV) cevap verir. «Tüm servetini gösteriş uğruna harcayanlar, başkasına yaptığından sorumlu olduğunu vicdanında duymayanlar ve malını asılsız yeminlerle satanlar.» (Müslim)

Tartı ve ölçüde dürüstlük:

Ticarette tartı ve ölçünün yeri ve değeri son derece önemlidir. İslâm, 1400 sene önce ölçü ve tartının dürüstlükle yapılması üzerinde önemle durmuştur. Bu konuda hem Kur’an’da ve hem de Hadislerde çok sert hükümler vardır. Kur’an’da şöylece değinilir bu konuya : “Ölçekte ve tartıda hile yapanların vay haline! Ki onlar, insanlardan, ölçekte aldıkları zaman haklarını tastamam alanlar, onlara o ölçekle veya tartıyla verdikleri zaman ise eksiltenlerdir. Sahiden onlar diriltileceklerini sanmıyorlar mı? Büyük bir günde, Alemlerin Rabbi için insanların kalkacağı günde…

Sakın hileye sapmayın! Ahirette sorguya çekileceğinizi unutmayın! Çünkü kötülerin kitabı muhakkak siccindedir.» (LXXXIII: 2-7)

İyi Niyet :

İslâm, yalnız ölçü ve tartıdaki dürüstlük üzerinde değil, taraflar arasında iyi niyetin kurulması gereği üzerinde de önemle durmuştur. Ticarette görülen kötü ilişkilerin, tarafların antlaşma maddelerini açıklıkla yazdırtmamalarından ileri geldiği bugün bir gerçek olarak ortadadır. Bu konuda apaçık bilgiler vardır. Kur’an’da. İyi bir iş ilişkisi ortamı kurmak için bütün maddeler, teker teker ve açık olarak yazılmalıdır. Çünkü : “Bu, Allah yanında en doğru şahitlik için en kuvvetlisi ve unutmamak için en elverişlisidir.» (II, 283) Sözleşmede üzerinde görüş birliğine varılan maddeler açıkça belirtilmelidir. Sorumlu taraflardan birisi yetkin değilse, velisi veya hamisi sözleşmeyi yazdırmak ve imzalamak zorundadır.

Yukardaki kısa incelemeden çıkan sonuç şudur:

İslâm devletinde ticaret ve alışverişin bugünkü ticaretten, temelde ayrılan bir yapısı ve anlamı vardır. İslâmda ticaret ve alışveriş, ahlâkî ve manevî değerlerle iç içedir. Bu gün uygulanan sistemde ise kişinin yücelmesini, daha uygar bir kişiliğe ermesini sağlayan bu değerler bir kenara itilmiş, ticarî kesimden koğulmuştur. İyiye, güzele ve hayra karşı olan her alışveriş, öz olarak, İslâmi değildir. İslâm devleti, yoksul halkı sıkıntıya sokan ve ihtiyaçlarını kötüye kullanma yolları arayan her türlü uygulamaya gem vurmak hakkına sahiptir.

YAZAR: PROF. DR. M. A. MANNAN




coded by nessus

Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)