Facebook
RSS

EDİTÖRDEN Kategorisindeki Yazılar

Print PDFGİRİŞ Günümüzün en büyük sıkıntılarından birisi de, küçük çaplı nakit tedariki problemi veya daha teknik bir deyişle mikro kredi[1] ihtiyacıdır. Gerçekten geçim seviyelerinin düşüklüğü nedeniyle tasarruf kavramı, düşük gelire sahip kişiler ve aileler için ancak teorikte geçerli bir işlem olarak kalmış; kredi ihtiyacı artık son derece yaygın ve kaçınılmaz bir hale gelmiştir. Kapitalist işleyişin bir gereği olarak, ücretler daima minimize edilemeye, kârlar ise aksi yönde maksimize edilmeye çalışılır. Aksi  

Print PDF“İslami normlar mutat olarak adalet ve ihsan, ruhsat ve azimet, fetva ve takva şeklinde iki dereceli bir tasnife tabi tutulur. Genellikle denilebilir ki, yukarıdaki çiftlerin birinci elemanları asgari davranış normlarını temsil ederken, ikincileri daha yüksek erdem düzeylerine tekabül eder. Başka bir ifadeyle, birinciler olağan davranış standartlarını; ikinciler ideali temsil eder”[1]. Yukarıda değinilen ilişki türleri, ve bunlara ait pratik(ameller), Müslüman alimleri tarafından tefrik ve takdir edilmiştir. Fakat burada bir noktayı  

Print PDF“Medinet’ül Fadıla”ya bir adım.” Ahlak; insanların birbirleriyle olan ilişkilerini düzenleyen, toplumsal güven, huzur, düzen ve mutluluğu sağlayan, genel için neyin iyi neyin kötü olduğunun ölçütü olan kurallar bütünüdür. Toplumsal hayatın vazgeçilmez bir parçası olan ahlak her alanda olduğu gibi iş yaşantısında da karşımıza çıkmaktadır. Sağlıklı bir toplum oluşturmanın belki de en önemli ayağı ahlaktır. Çünkü insan madde ve manadan müteşekkil, iki boyutlu ve her iki boyuta dair ihtiyaçları var  

Print PDFGiriş “İslam iktisadının konularını iki safhada ele almak mümkündür. Birincisi “geçiş dönemi İslam iktisadı”, ikincisi “ideal İslam iktisadı”dır. Geçiş dönemi İslam iktisadı çağdaş hayatı bir veri olarak alır ve buradan hareketle İslam ilkelerinin nasıl gerçekleşebileceğini araştırır.”[1] İdeal İslam iktisadında varlığı tartışılabilecek birçok konu, geçiş dönemi İslam iktisadı çerçevesinde yer bulur. “İdeal İslam iktisadı, İslam’ın bütün kurumlarıyla, insanı ve toplumuyla gerçekleştirildiğinin varsayıldığı modeldir.”[2] Esasında kapitalist sınıflı bir toplumun ürünü olan  

Print PDF“İradene hakim, vicdanına esir ol.” MEVLANA 16. yüzyıl, insanlık tarihinde, özellikle Avrupa tarihinde çok önemli bir yer tutar. Zira bu dönemde rönesans-reform hareketleri ile birlikle seküler hayat formu, eğitim, kültür, sanat, siyaset, ekonomi gibi hayatın tüm alanlarını işgal etmeye başlamıştır. Alt tabakanın, aristokrasiye ve kilise karşı kazanmaya çalıştığı ekonomik özgürlük mücadelesi, ardında insanlığa liberalizmi, kapitalizmi miras bırakmış, insanlık özgür olacağını zannederlerken, aslında mahkum olmuştur. Beşeriyet -sözde- özgürlüğün görünmeyen yüzü  

Print PDF21. y.y. insanlık tarihinde emsali görülmemiş hızlı geçişler ve değişimlerle dolu, bu yüzden de insanların ekserisinin takipte zorlandığı, kendisini bu sirkülasyonun akışına bıraktığı bir asır. Öyle ki çoğu insan hayatın hızlı akışı içerisinde gözlerini açıp “ne oluyor, ne yapıyorum” demeye bile fırsat bulamıyor. İnancını, kendisine dikte edilen hareket ve davranış kalıplarını, sosyal ve kültürel yapının öğretilerini, kısacası hayatta öğrendiği ne varsa, bunlar “doğru mudur, doğruysa ne kadar doğrudur?…” gibi  

Print PDFİslam Ekonomisi ayrı bir bilimsel kavram olarak literatüre 20. asrın ilk yarısında girmiştir. Hint alimlerinin geliştirdiği bu mefhum ilk önce İngilizce olarak literatüre girmiş, daha sonra Arapça ve Türkçe literatürde de görülmeye başlamıştır.1 Her ne kadar İslam Ekonomisi kartezyen2 bir bilimsel anlayışla yeni bir kavram olarak gözükse de aslına bakılırsa sayabileceğimiz bütün ekonomik sistemlerin üstünde ve köklü bir geçmişe sahip, birincil bir sistemdir. İslam Ekonomisi diğer ekonomik sistemlerin aksine disiplinler  

Print PDFİslam toplumu sıklıkla bazı soru ve tenkitlerle karşı karşıya kalır. İslam Toplumuna yöneltilen ve bazen Müslüman akıllara düşen birkaç soru ve tenkitin kısaca cevaplarını vermek üzere bu yazıyı neşrediyoruz. Ve zaman içerisinde bu yazı serisine devam edeceğiz. İlkin ve sıklıkla Müslümanlara yöneltilen hatta Müslümanların bile doğruluğuna meylettiği tenkit şudur ki, Müslümanların dinlerine sıkı bir şekilde sarılmaları, İslam Alemi’ni geride bırakmıştır. Avrupa ise, dinin bağlarından kurtulduktan sonra hızla gelişmiştir. Dolayısıyla  

Print PDF21. y.y.‘da İslam Âleminin şahlanışını temin edecek, ona maddi kazancın yanında manevi kazançları da kazandıracak meşru bir ekonomik sistem tüm İslam âleminin özlemi ve zorunlu bir gereksinimidir. Dünya hayatını ve maddiyatı ulvi, mukaddes gayelerine ulaşmada bir araç yapmış ya da yapması gereken Müslümanlar elbette kendilerine bu yüksek kazancı sağlayabilecek bir ekonomik sistemi aramalıdır ve en kısa sürede bir disiplin haline getirip uygulamaya koymalıdır. Yanlış anlaşılmasın, istediğimiz Amerika’nın yeniden keşfi  

Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)