Facebook
RSS

HZ. PEYGAMBER DÖNEMİ Kategorisindeki Yazılar

Print PDFİslam’da mali siyasetin başlıca hedefleri olarak adil gelir bölüşümü ve fiyat istikrarını tespit edebiliriz. Gelirler ve harcamalar  bu politikanın ana unsurudur. Batı iktisad tarihinde bu unsurlar büyük ölçüde sınıf mücadelelerinin belirlediği vetire içerisinde ve deneme-yanılma yoluyla bugünkü yapılarına kavuşmuş iken, İslam’da ilkeler ve bunların oluşturduğu sistem önemlidir. Mali politikanın uygulanmasında devlete düşen yetki ve vazifelerin başında herkesin asgari ihtiyaçlarının temin edilmesi gelmektedir. Devlet gelirleri Allah’ın iradesine  uygun olarak harcanır.  

Print PDFVakıf kelime olarak Arapça’dan dilimi­ze geçmiştir, sözlük anlamı olarak “dur­durma, alıkoyma, ayırma, bağlama, bir malı veya mülkü -satılmamak kaydıyla- bir hayır işine bağışlama, bırakma” anlamlarına gelir.[1] Yine “bir hizmetin gelecekte yapılması için bir kimse tarafından belli koşullarla ve resmi bir yolla ayrılarak bırakılan, mülk ya da para” olarak ifade edilir.[2] Diğer bir tanımlama­da vakıf, bir mülkü kamunun menfaatine veya bir hayır işine te’bîden, yani devamlı olarak terk eylemek olarak  

Print PDFTarih boyunca arap yarımadası başta Sebe, Main ve Himyer olmak üzere çeşitli bağımsız devletlere ve ayrıca Roma, Bizans ve Sasani imparatorluklarının himayesindeki Petra, Palmiri(Tedmür), Gasan ve Hire gibi bazı uydu devletlere beşiklik etmiştir.[1] Bu devletlerin varlıklarının en önemli unsuru iktisadi güç olup bunuda kıtalar arası ticaret yönünden tampon bir bölgede yer almalarına ve dolayısıyla enternasyonel transit ticaret ağı üzerinde kilit bir konuma sahip olmalarına borçludurlar. Bu kilidin anahtarı olma  

Print PDFİslamiyet, Çin/Hind ile Akdeniz/Avrupa arasında giderek yoğunlaşacak olan ticarî ilişkilerin güzergâhında zuhur etti. Hazreti Peygamber’in mensup olduğu Kureyş kabilesi tüccarü’l-Arab idi. Cahiliye Mekke’si, sadece Doğu-Batı kervan ticaretinin sıradan bir durağı değil, Batı Arabistan’da önemli bir dinî, ticarî ve siyasî merkez idi. Mekke tüccar sermayesi salt ticariydi, üretim araçlarının denetimine sahip değildi. Bu sermayenin temel dayanağı harem kurumuydu: Bireylerin can ve mülk emniyetine sahip olup serbestçe ticaret yapabildikleri kutsal alan  

Print PDFMekke devri (610-622) İslâm Peygamberi 12 yıllık Mekke döneminde (610-622) daha çok iman ko­nusu üzerinde durmuş, dinin sosyal yönü, müslümanların ayrı bir cemaat olarak örgütlenmesi seviyesinde kalmıştı. Hz. Peygamber’in Medine’ye hicretiyle baş­layan 10 yıllık dönem (622-632) içerisinde bu kentte bir devlet oluşturulmuştu. Bu dönemde İslâm ilkelerinin sosyal, iktisadî ve siyasî boyutlan güçlenmişti. Hz. Peygamber’in vefatında (632) bütün Arabistan’dan başka Güney Filistin ve Gü­ney Irak İslâm hâkimiyeti altına girmiş, Akdeniz’de  

Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)