Facebook
RSS

TİCARET Kategorisindeki Yazılar

Print PDFİslamiyet’ten evvel Araplar ticaret ile ribayı aynı tutarlar, ayırmazlardı. Onlara göre, akıl ve muhakeme yolu ile bu iki ayrı muamele arasında bir fark bulup çıkarmak mümkün değildir. Nakit ödünçlerinde ve keza ribe’n-nesie de aynı durum mevzu bahis olur.”[1] Dayandıkları benzetme, faiz gibi ticaretin de fayda ve kâr sağlamasıydı. Bu, boş bir benzetmedir. Çünkü ticari işlemlerde kâr da zarar da mümkündür. Ayrıca kişisel yetenek ve çaba, hayatta yürürlükte olan tabii  

Print PDFFinansman açığını kapamaya yönelik bir başka faizsiz enstrüman ise ortaklık kurmaktır. Tarih boyunca insanlar bazı durumlarda müşterek çalışma yapıp neticede ortaya çıkan hâsılatı bölüşmüşlerdir. Ticaret hayatında da sermayesi muayyen bir malı almaya ya da bir işletme kurmaya yetmeyen kimse, başkasıyla ortak olmak suretiyle istediği malı alabilmekte ya da işletme açabilmektedir. Şirket (ortaklık) bir terim olarak şöyle tanımlanır: “Bir şey üzerindeki hakkın iki ya da daha fazla kimseye ait olmasıdır.”  

Print PDFNormal şartlar altında İslam ekonomisinde dış ticaret serbestliği vardır diyebiliriz. Bu konuda bize “Ey inananlar! Cuma günü namaz için çağrıldığınız zaman, Allah’ı anmaya koşun, alış verişi bırakın. Eğer bilirseniz bu, sizin için daha hayırlıdır. Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve Allah’ın lütfundan (nasibinizi) arayın.”[1], ayeti bize ışık tutabilir. Çünkü ayette çalışıp kazanmanın ve Allah’ın lütfundan nasip aramanın yeri, alan olarak yeryüzü gösterilmektedir. İslam hukukunun mal ithalat ve ihracatını kısıtlamak  

Print PDFTicaret, kar ve kazanç maksadıyla sermayeyi kullanmaya ve mal üzerinde tasarrufta bulunmaya; diğer bir deyişle malın mal ile veya parayla mübadelesine denir. İslam hukuku, ticaret ve karı, meşru ve helal kabul eder. Kur’ân-ı Kerim’de ticareti meşru sayan pek çok ayet vardır. Ticaret, yine Kur’an-ı Kerim’de aynı zamanda Müslümanların birbirlerinin mallarını alıp meşru olarak yiyebilecekleri bir yol olarak gösterilmektedir. Bu konuda “Ey iman edenler, mallarınızı aranızda haksızlıkla değil, karşılıklı rıza  

Print PDFİslam’ın mübadeleye getirmiş olduğu esaslardan birisi de fiyat koyma yasağıdır. Bilindiği gibi bugünün siyaset anlayışında genel olarak hükümetler fiyatlara müdahale etmektedir. Hükümetlerin narh koyması ve fiyatlara müdahale etmesi İslam’ın ekonomi anlayışına ters düşmektedir. Ayette insanların mallarını alıp satarken mallarının bulunması şart koşulmaktadır. Bu hususta “Ey inananlar aranızda kendi rızanızla yaptığınız mübadele müstesna mallarınızı haksız yollarla yemeyin.”[1], buyrulmuştur. Kasani bu ayete dayanarak ve Hz. Peygamber’in (s.a.v.) “gönlü hoşnut olmadıkça Müslüman  

Print PDFİslam’ın mübadeleye getirdiği esaslardan birisi de ekonomik ifade ile karaborsa diyebileceğimiz ihtikâr veya spekülasyondur. İhtikâr yapmak Peygamber’in hadisleriyle haram kılınmıştır. Bu, malı daha yüksek bir fiyatla satmak için piyasaya sürmeyip depolarda stok yaparak değerinin üstünde satmak suretiyle aşırı kazanç sağlamak amacıyla yapılan hileli bir işlemdir. Başka bir deyişle ihtikâr, fiyatların yükselmesini bekleyerek halkın muhtaç olduğu malları satmayıp depolarda istif edip saklamaktır.[1] Konu ile ilgili olarak peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v)  

Print PDFAslında ekonomi aynı fizik ve kimyada olduğu gibi bir ilimdir. Fakat batının kurduğu Rönesans medeniyeti onun terminolojisini fen bilimlerinde olduğu gibi tam anlamıyla ortaya koyamamıştır. O sebeple bugünkü ekonomik anlayışlarda bir takım çelişki, eksik ve aksaklılar bulunmaktadır. Mesela konumuz olan ücret, kar, kira ve faiz konularında liberalist ve kapitalist görüşler tam isabet sağlayamamıştır. Bunlar ücret, kar ve kiraya evet derken ekonominin bir çeşit kanseri olan faizi de meşru görmeleri  

Print PDFİslamiyet, Çin/Hind ile Akdeniz/Avrupa arasında giderek yoğunlaşacak olan ticarî ilişkilerin güzergâhında zuhur etti. Hazreti Peygamber’in mensup olduğu Kureyş kabilesi tüccarü’l-Arab idi. Cahiliye Mekke’si, sadece Doğu-Batı kervan ticaretinin sıradan bir durağı değil, Batı Arabistan’da önemli bir dinî, ticarî ve siyasî merkez idi. Mekke tüccar sermayesi salt ticariydi, üretim araçlarının denetimine sahip değildi. Bu sermayenin temel dayanağı harem kurumuydu: Bireylerin can ve mülk emniyetine sahip olup serbestçe ticaret yapabildikleri kutsal alan  

Print PDFTicaret bir alım-satım işlemidir. Malın malla değişimidir. İster Devlet Başkanının otoritesi altındaki bölgelerde yapılan karşılıklı mal değişim olsun, isterse devlet başkanın hakim olmadığı topraklarda yapılan mübadele olsun, ticaret malın malla değişimidir. İç ticaret inceleme ve araştırmayı gerektirmeyecek kadar açıktır. Şeriatın getirdiği alım-satım ile ilgili hükümlerin uygulanması yeterlidir. Direkt devlet tarafından herhangi bir gözetime, kontrole ihtiyaç yoktur. İnsanların alışveriş ile ilgili İslâm hükümlerine bağlanmaları konusunda genel bir kontrolün yapılması ve  

Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)