Facebook
RSS

Asrımızdaki faiz tartışmalarının bir boyutunu da, faizin kira gelirine benzetilmesi oluşturmaktadır. İslam Hukuku’nda “icara” terimiyle ifade edilen kira, bir bedel karşılığında menfaatlerin temlik edilmesini ifade eden akid şeklinde tanımlanmaktadır. Kira akdi eşyanın menfaatleri ve emek üzerinde cereyan eder. Kira bedeli, yani ücret ise, iş, emek ve faydalanmanın karşılığıdır.[1]

Kira, kiralanan eşyadan veya emekten temin edilen menfaatin karşılığı olması itibariyle açık bir şekilde faizden ayrılmaktadır. Taşıdığı menfaati ücret karşılığında kiralanabilen eşyanın temel özelliği ise, kendi maddesi tüketilmeden menfaatinden yararlanılmasının mümkün olmasıdır.[2]

Para ise, bilindiği gibi, kendi maddesi itibariyle menfaati olmayan ve faydası, ancak ona sahip olanın harcaması suretiyle meydana gelen bir eşya türüdür. Bu sebeple, bu para karşılığında ödenen ücret, bizatihi kendisinden sağlanan bir menfaatin karşılığı değildir. Yani paranın sağlayacağı menfaat(kâr), kendi maddesi tüketilmeden faydalanılabilen eşyanın menfaati gibi değildir.

Bir başka açıdan şunu fark ediyoruz ki, faizin haram kılınması illetini doğru anlamayan, hikmetleri illet yerine koyan kimseler, hikmetlerden hareketle faizi meşrulaştırmaya çalışmaktadır.[3] Oysa faiz kira gibidir benzetmesi yerinde değildir. Zira, tüketimi bir anda olmayan mallarda kullanımdan dolayı aşınma ve yıpranma olacağı şüphesizdir. Bu tür malların kiralanabilir olmaları da bu özelliklerinden kaynaklanmaktadır. Yani kira, mallarda meydana gelen aşınma ve eskime karşılığı olmaktadır.[4] Dolayısı ile böyle bir muamele kiraya benzetilemez.

Sonuç olarak kira, ister şahısların istihdam edilmesinden, ister kendi maddesi baki kalmak üzere istifade edilmesi mümkün olan eşyanın kullanılmasından doğsun, hukuken meşru, muteber ve varlığı kesin bir menfaatin karşılığı olması itibariyle helal; faiz ise karşılığında kesin bir menfaatin bulunmaması veya vehmi olan bu menfaatin belirsizliği ve ne şekilde tecelli edeceğinin kesin olarak bilinememesi sebebiyle haram kılınmıştır.[5]

YAZAR: Cengizhan SALİH


[1] Betül Sarı, “Türkiye’de Faizsiz Bankacılık Sektöründe Müşteri Memnuniyeti ve Banka Tercihleri Üzerine Bir Uygulama”, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Ticaret Üniversitesi, SBE),  İstanbul, 2010, s. 26.

[2] Sarı, a.g.e., s. 26.

[3] İsmail Mutlu, Faiz, İstanbul, Mutlu Yayıncılık, 2003, s. 191.

[4] Ali Sayı, “Faiz ve Faizin Tarihi Gelişimi”, Faizsiz Yeni Bir Banka Modeli: Faizsiz Kredileşme Sistemi, İstanbul, İlmi Neşriyat, 1987, s. 34.

[5] Sarı, a.g.e., s. 27.




Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)