Facebook
RSS

Türkiye uygulamasında “Katılım Bankacılığı” adı verilen faizsiz bankacılık sistemi için dünyada en yaygın olarak kullanılan kavram İslâmî Bankacılık’tır (Islamic Banking). Bu isimlendirme, faizsiz bankacılık uygulamalarında İslam Hukuku kurallarının esas alındığını açık bir şekilde göstermektedir. Şu halde Katılım Bankaları faizli işlemlerden uzak durma, ticaret ve ortaklık yöntemlerinin helal olması, akitlerde tarafları anlaşmazlığa sürükleyecek belirsizliklere ve haramı serbest hale getirecek şartlara yer vermeme, İslam Hukuku’na göre ticarete konu olamayacak nesnelerin (içki, domuz eti, müstehcen yayınlar, İslâmî değerlerle alay eden eserler, insan organları vs.) ticaretini yapmama ve ticarette tarafların karşılıklı rızasına yer verme, kumarın yasak oluşu gibi İslam Hukuku kurallarına uymak zorundadırlar. Bunu sağlamak üzere Katılım Bankalarının, genelde İslam Hukuku özelde ise İslam Ticaret Hukuku (muâmelât fıkhı) ve İslam İktisadı alanında uzman kişilerden (hoca, akademisyen, araştırmacı) veya bu donanıma sahip bilim adamlarından oluşan bir danışma kurulundan hizmet almaları ya da bu tür yapıları kendi bünyelerinde oluşturmaları şarttır.

Ülkemizde Katılım Bankaları kuruldukları günden bu yana bu hizmeti danışman hocalardan veya danışma kurullarından almışlar ve almaya devam etmektedirler. Çünkü uluslar arası standartlar bunu öngörmekte ve gerek çalışanlar gerekse müşteriler bu hassasiyet dolayısıyla katılım bankalarını tercih etmektedirler. Aslında söz konusu hizmetin bu konuda uzman hocalardan ve akademisyenlerden alınması kadar doğal bir süreç söz konusu olamaz. Günümüzde bütün firmalar, faaliyet gösterdikleri sektörlerde uzman olan kişilerden danışmanlık hizmeti aldıkları gibi katılım bankaları da faizsiz bankacılık uzmanlarına danışarak hareket etmektedirler. Danışmanların görüşleri arasında kimi zaman farklılıklar olsa bile bu durum katılım bankalarını rahatsız etmemektedir. Hatta danışmanların olumsuz ve reddeden görüşleri bile memnuniyetle karşılanmaktadır.

Sukuk Nedir?

Faizsiz finans kuruluşları için muhasebe ve fıkıh standartları yayınlayan uluslar arası bir kuruluş olan İslâmî Finans Kuruluşları için Muhasebe ve Denetleme Kurumu / AAOIFI (www.aaoifi.com) faizsiz tahvil de denilen sukuk için şu tanımı yapmaktadır: “Yatırım sertifikaları (sukuk), mevcut mal (ayn), menfaat veya hizmet ya da belirli/mevcut bir proje veya özel bir yatırım faaliyeti halinde bulunan varlıklar üzerinde şayi[1] ortak mülkiyeti ifade eder şekilde ve birbirine eşit değerde ihraç edilen sertifikalardır[2].”

Yatırım sertifikaları kapsamında yer alan sukuk çeşitleri ise şunlardır: 

  • Kiradaki varlıkların aslına malik olmayı sağlayan sukuk,
  •  Varlıkların menfaatlerine malik olmayı sağlayan sukuk,
  • Hizmet paketine malik olmayı sağlayan sukuk,
  • Murâbaha akdine dayalı sukuk,
  • Selem akdine dayalı sukuk,
  • İstisna akdine dayalı sukuk,
  • Emek-sermaye/mudârabe ortaklığına dayalı sukuk,
  • Sermaye/müşâreke ortaklığına dayalı sukuk,
  • Yatırım vekâletine dayalı sukuk,
  • Müzâraa ortaklığına (zirâat ortakçılığı) dayalı sukuk,
  • Müsâkât ortaklığına (bağ-bahçe ortakçılığı) dayalı sukuk,
  • Muğârase ortaklığına (ağaç dikip yetiştirme ortakçılığı) dayalı sukuk[3].”

Ülkemizde bu konu Kira sertifikaları özelinde gündeme gelmiştir.

 Kira Sertifikası(SUKUK) İşleminin İşleyişi Nasıldır [4]?

Kısaca söylemek gerekirse kira sertifikası işleminde kaynak kuruluşun varlıklarını belirli bir süre sonra geri alma vaadiyle satıp ilgili süre boyunca kiralaması söz konusu olmaktadır. İşlem süreçleri aşağıdaki gibidir:

1. Kaynak kuruluş bazı varlıklarını (mevcut mal, leasing varlıkları, kullanım hakkı, hizmet) kurulan bir şirkete (SPV, VKŞ) satıyor.

2. Varlıkları alan şirket (SPV) bunları, değeri eşit parçalara bölüyor ve her parça için üzerinde değeri yazılı bir sertifika çıkarıyor.

3. Bu şirket daha sonra ilgili sertifikaları yatırımcılara satıyor.

4. Elde edilen satış bedeli kaynak kuruluşa veriliyor.

5. SPV bu varlıkları yatırımcılar adına kaynak kuruluşa kiraya veriyor ve kaynak kuruluşun ödemiş olduğu kira ücretlerini hisselerine göre sertifika sahiplerine ulaştırıyor.

6. Kaynak kuruluş kiracı olarak belli bir süre sonunda ilgili varlıkları geri alma vaadinde bulunuyor.

7. Süre sonunda kaynak kuruluş sattığı varlıkları geri alarak süreci sona erdiriyor(Tasfiye/itfa aşaması).

 Sonuç

1. Kaynak kuruluş nakit ihtiyacını karşılayarak likit hale geliyor.

2. Yatırımcılar bu yöntemle faiz geliri yerine kira geliri sağlamış oluyor.

3. Süre sonunda kaynak kuruluş varlıklarını geri alıyor.

4. Yatırımcılar süre sonunda ayrıca sermayelerini kurtarmış oluyor.

KAYNAK: KUVEYTTÜRK KATILIM BANKASI

[1] Şayi: bir şeyin her noktasıyla ilgisi bulunan pay.

[2] Heyet, Faizsiz Bankacılık Standartları, (Tercüme: Mehmet Odabaşı ve İshak Emin Aktepe), TKBB, Yayın No: 2, İstanbul 2012, 17 Numaralı Standart, sh. 370.

[3] Heyet, Faizsiz Bankacılık Standartları, TKBB, 17 Numaralı Standart, s. 369.

[4] Bu süreçler genel bir anlatım niteliğindedir. Kimi zaman süreçlerde bazı farklılıklar olabilmektedir. Ancak bu durum işlemin özünde bir değişiklik meydana getirmemektedir.




Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)