Facebook
RSS

GİRİŞ

Günümüzün en büyük sıkıntılarından birisi de, küçük çaplı nakit tedariki problemi veya daha teknik bir deyişle mikro kredi[1] ihtiyacıdır. Gerçekten geçim seviyelerinin düşüklüğü nedeniyle tasarruf kavramı, düşük gelire sahip kişiler ve aileler için ancak teorikte geçerli bir işlem olarak kalmış; kredi ihtiyacı artık son derece yaygın ve kaçınılmaz bir hale gelmiştir.

Kapitalist işleyişin bir gereği olarak, ücretler daima minimize edilemeye, kârlar ise aksi yönde maksimize edilmeye çalışılır. Aksi halde firmalar açısından piyasa da tutunmak mümkün değildir. Diğer yandan, fiyatların çeşitli nedenlerle daha makul seviyelere inememesi durumu söz konusudur ki, düşük ücretlere mukabil yüksek fiyatlar, tüketimin ve ihtiyaçların temininin önünde, aşılması gereken bir engel olarak durmaktadır[2].

Söz konusu problem elbette yeni fark edilmemiştir. Hatta diyebiliriz ki, nakit sıkıntısı ve kredi ihtiyacı meselesi tarihi bir vakadır. Fakat günümüzde, çok daha gelişmiş ve kompleks hale gelmiş kurumlar aracılığıyla, sistematik bir şekilde kredi yolları açılmış bulunmaktadır. Konumuz itibariyle biz, bu yazıda, İslamî çözümlerin üzerinde, yeterince durulmadığını düşündüğümüz asrımızda, bazı ekonomik çevrelerin deyişiyle “mucize çözüm” olarak gösterilen mikro kredi uygulamasından, daha güçlü ve şer’i bir uygulama olduğunu düşündüğümüz karz-ı hasende, mikro kredi ile temin edilen bütün maslahatların, fazlasıyla mevcut olduğunu göstermeye çalışacağız.

 MİKRO KREDİ

Bangladeş‘teki aşırı yoksulluktan esinlenerek kurulan mikro-kredi uygulaması, 1976’da Muhammed Yunus’un kendi cebinden verdiği 6 dolarlık krediyle başladıktan sonra, 2004 Kasım’ında dünyanın 111 ülkesine yayılmış, çeşitli ülkelerde 80 milyon fakir insana kredi vermiş, aile bireyleriyle birlikte 400 milyon kişiye yarar sağlamış ve kendi kendini yenileyip büyüten bir sistem haline dönüşmüştür[3].

Mikro kredi uygulamaları Afrika, Bangladeş, Bosna-Hersek ve diğer bazı Doğu Avrupa Ülkeleri, Endonezya, Ermenistan, Gürcistan, Kırgızistan, Pakistan, Hindistan, Orta ve Latin Amerika Ülkeleri ile ABD gibi ülkelerde mevcuttur. Dünya Bankası’nın, dünya üzerindeki mikro kredi kuruluşları ile ilgili araştırması 101 gelişmekte olan ülkede 1,000’den fazla mikro finansman hizmeti veren kuruluş tespit etmiştir[4]. Mikro kredi milyonların hayatını değiştirmesine rağmen, yine de büyük bir yoksul kitleye hâlâ ulaşmamıştır.

Türkiye’de de son zamanlarda mikro finansman konusunda bazı gelişmeler meydana gelmiştir. Çeşitli vakıflar aracılığı ile mikro finansman desteği verilmeye başlanmıştır. Verilen krediler ise 300 ile 3000 dolar arasında değişmektedir.

 Arz edilen mikro kredi uygulaması, gerçekten çok ciddi bir boşluğu doldurmaya namzet gibi görünmektedir. Zira, mikro finans sektörünün hedef kitlesi, bize bu ihtiyacın ne denli büyük olduğunu göstermektedir. Aslında mikro kredinin popülerliğin arkasında, geleneksel bankacılık hizmetinden yararlanma olanağı bulamayanların sayısının fazlalığı da yatmaktadır.

ŞEKİL 1. MİKRO FİNANS SEKTÖRÜNÜN HEDEF KİTLESİ

 

Dar çaplı ve sadece gelir getirici faaliyete yönelik olan mikro kredilerin,  istihdam, üretim, tüketim, gelir gibi büyüklüklere pozitif katkıları istatistik ve raporlara yansımıştır. Mesela, Uluslararası Çalışma Örgütü tarafından yapılan araştırmalarda, “mikro kredi, gerek ücretli gerekse de kendi hesabına çalışma olanaklarını artırarak istihdamın artmasına katkıda bulunmakta, böylece hane halkı gelirlerinin istikrar kazanmasına yardımcı olmaktadır[5]” denilmektedir. Gerçekten de dar kapsamlı mikro kredi anlayışı ve tatbikatı, dünyada ve son zamanlarda ülkemizde oldukça güzel sonuçlar vermiştir. Fakat ulaşabildiği kesim ve sadece üretim faaliyetine yönelik bir uygulama olması bakımından, genel ihtiyacı giderebilecek nitelikten uzak olduğu da bir gerçektir. Bundan dolayı bizim tavsiyemiz, İslamî bir müessese olan karz-ı hasen kurumunun tesisi ve icrasıdır.

 KARZ-I HASEN

Karz, birinin diğerine, kullanılmakla tükenen mîsli[6] bir malı, daha sonra emsalini geri ödemek üzere vermesidir[7]. Günümüzde kullanılan kredi tabiri de, aslında arapça karz demektir.  Fakat karz-ı hasen (güzel borç), kredi değildir. Zira karz-ı hasen faizsiz borç demektir ve sevabın dışında bir geliri yoktur.

Kur’an-ı Kerim’de ve hadis-i şeriflerde karz birçok kez ifade ve tavsiye edilmiştir. Hatta diyebiliriz ki, Müslümanlar ısrarla karz-ı hasen vermeye teşvik edilmişlerdir. “Kimdir şu kimse ki, Allah’a karz-ı hasen (güzel bir borç) versin…[8]” hitabıyla kur’an’da geçen karz-ı hasen uygulaması için, Elmalılı M. Hamdi Yazır’ın (r.a.) tefsirindeki şu ifadesi ne hoştur: “Bu ne lütuftur ki, Allah kullarına böyle bir ödünç alma işi ilan ediyor ve bu bereketin, ihlas ve iyi niyetle kulun iradesine bağlı olduğunu da gösteriyor. Buna talib olunuz. Allah, bu katlı ihsanı önceden niye yapıvermiyor, demeyiniz.”

Karz-ı hasen muamelesinin kıymetini anlamak maksadıyla, birkaç ayet-i kerimeyi zikretmek yerinde olacaktır.

“Kimdir şu kimse ki, Allah’a karz-ı hasen (güzel bir borç) versin de (Allah) onu kendisine kat kat fazlasıyla artırsın! Çünkü Allah, (rızkı dilediğine) daraltır ve (dilediğine) genişletir. Hem (sonunda) O’na döndürüleceksiniz[9].”

“Kimdir şu kimse ki, Allah’a karz-ı hasen (güzel bir borç) ile borç versin de (Allah da) onu kendisine artırsın! Ayrıca onun için (pek) değerli bir mükâfât vardır[10].”

“Eğer Allah’a karz-ı hasen (güzel bir borç) ile borç verirseniz, onu size (kat kat)artırır ve size mağfiret eder[11].”

Yine karz-ı hasen’in faziletine dair hadis-i şerifler, son derece dikkat çekicidir.

Efendimiz (s.a.v.) bir hadislerinde şöyle buyurdular: “Mirac gecesi cennetin kapısının üzerinde, ‘sadaka on misli ile karşılanır, borç ise on sekiz misli sevap ile karşılanır’ yazılı olduğunu gördüm. Cebrail’e ödünç vermenin sadakadan üstün olmasının sebebi nedir diye sordum. Cebrail, ‘çünkü dilenci yanında olduğu halde dilenir. Hâlbuki borç isteyen kimse, ancak muhtaç olduğu için borçlanır’ diye cevap verdi[12].”

Yine bir başka hadiste Allah Rasulü (s.a.v.) şöyle buyurdular: “Bir müslüman, bir başka müslümana iki defa karz verecek olursa, mutlaka bir defa sadaka vermiş gibi olur[13].”

Vehbe ez-Zuhayli’nin eserinde zikrettiği bir rivayete göre, Ebu’d Derda (r.a.) şöyle demiştir: “İki defa karz verip sonra bunların geri ödenmesi, sonra bunları birer defa daha karz vermem, bunları sadaka vermekten daha çok hoşuma gider.” İbn Mes’ud (r.a.)  ile İbn Abbas (r.a.) da şöyle demişlerdir: “İki defa karz vermek, bir defa sadaka vermekten hayırlıdır[14].”

Net bir şekilde görüleceği üzere İslam dini, karz-ı hasene son derece ehemmiyet vermiş, bu uygulamayı teşvik etmiş ve bu uygulama ile amel edenleri takdir etmiştir.

 Şimdi de, mikro kredi yerine karz-ı hasen uygulamasının tatbik edilebilirliğine değinelim.

MİKRO KREDİ YERİNE KARZ-I HASEN UYGULAMASI

Türkiye’de 4 kişilik bir aile için, 2009 rakamlarına göre belirlenen yoksulluk sınırının 825 TL, 2010 için ise 889 TL olduğu ve ülkemizdeki milyonlarca insanın asgari ücretle veya bunun az üstünde çalıştığı hesap edilirse, ihtiyacın boyutunu daha net idrak edebiliriz. Ayrıca mikro kredi kullanıcılarının, sadece 62 bin aile olduğu unutulmamalıdır ki, bizce bu krediden yararlananlar bir yandan kazanırlarken, bir yandan da kaybediyorlar[15].

Karz-ı hasen uygulaması da, mikro kredi muamelesi gibi, pek alâ uygulanabilir bir nitelik taşımaktadır. Yine karz-ı hasen uygulaması, en az mikro kredi uygulaması kadar yoksulluğu, gelir dağılımındaki adaletsizliği, işsizliği azaltabilecek bir niteliktedir. Zira teorik olarak, karz-ı hasen’in mikro kredi ile benzerlik göstermesi, elimizdeki mikro kredi uygulamasının müsbet sonuçlarının, fazlasıyla karz-ı hasen tatbikatında da gözükebileceğini işaret etmektedir. Hâli hazırdaki mikro kredi uygulamalarında, borçların %100’e yakın bir oranda geri ödendiğini hesaba katarsak, faizsiz bir uygulama olan karz-ı hasende, daha düşük meblağda bir taksit olacağını ve geri dönüşlerin daha yüksek oranda olmasının beklenilmesinin makul olacağını, en azından, mikro kredi uygulamasından daha az sıkıntı yaşanacağını söyleyebiliriz.

Bir başka açıdan da karz-ı hasen, mikro kredi uygulaması gibi sadece iş kurma hayalinde olanlar açısından değil, faizsiz ihtiyaç kredisi olması bakımından da son derece önem arz etmektedir. Bu noktadan da, yani küçük çaplı ihtiyaç kredisi hususunda da karz-ı hasen, daha şamil bir uygulama olarak öne çıkmakta ve daha büyük bir açığı kapatmaktadır. Zira küçük çaplı ihtiyaç kredisinin, daha geniş kesimlerce talep edildiğini görebilmek için rakamlara ihtiyaç yoktur. Mamafih, Müslümanların ekserisi, bu tarz ihtiyaçlarını, maalesef faizli muamelelerle veya malın daha yüksek bir fiyatla, vadeli olarak kendisine taksitle satılması suretinde işleyen kurumlar aracılığı ile tedarik etmeye çalışmaktadırlar.

Küçük kredilerin faizsiz temini için karz-ı hasen, devlet eliyle, kooperatifler, esnaf odaları, dernekler, vakıflar veya bankalar aracılığıyla verilebilir veya kısa vadeli borç uygulamaları için “yardımlaşma sandıkları” veya “karz-ı hasen fonu” kurularak bu boşluk doldurulabilir. Böyle bir kurumsallaşma için gerekli mevzuatın rahatlıkla hazırlanabileceğini söyleyebiliriz.

 SONUÇ

Görüldüğü gibi karz-ı hasen, son derece önemli bir muamele olup, İslam dininin teşvik ve takdir ettiği bir ameldir. Fakat ne kadar hazindir ki, böyle müstesna bir uygulamanın ciddi anlamda kurumsallaşmış bir tatbikatı henüz gözükmemektedir. Ve böyle bir tatbikatın yokluğundaki boşluğu, gayr-i müslim ülkelerde olduğu gibi, müslüman ülkelerde de, mikro kredi uygulaması ve benzeri kredi temin yöntemleri ile doldurulmuş olması, İslam cemaati için bir ayıp ve talihsizliktir. Her şeye rağmen zararın neresinden dönersen kârdır düşüncesiyle bir takım çalışmalara bir an evvel başlanılması, kurumsal bazda, pratiğe yönelik olarak neler yapılabileceğinin sistematik bir biçimde ortaya konulması elzem bir mahiyettedir.

Var gücüyle çalışmak kuldan, başarılı kılmak Allah‘tandır.

YAZAR: Cengizhan SALİH


[1] Burada mikro kredi tabirini kullanırken, gelir getirici faaliyette bulunmaya imkan sağlayan küçük çaplı sermaye ve küçük çaplı ihtiyaç kredisini kasdediyoruz.

[2] Aslında bu hususta ifade edilmesi gereken bir nokta daha vardır ki, o da tüketim alışkanlıklarının değiştirilmesi ve zarurileştirilen veya öyle lanse edilen ihtiyaçlar meselesidir. Konuyu dağıtmamak ve çerçeveyi mümkün mertebe dar tutmak maksadıyla, bu meseleye burada değinmiyoruz.

[3] 2012 itibariyle 175 ülkede, 135 milyon insanın, aileleriyle birlikte 600 milyon insanın mikro kredi kullandığı Türkiye İsrafı Önleme Vakfı (TİSVA) Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Aziz Akgül tarafından ifade edilmiştir.

[4] World Bank, “A Worldwide Inventory of Microfinance Institutions: Sustainable Banking with the Poor”, Washington D.C., 2003.

[5] ILO, Microfinance for Employment Creationand Enterprise Development,  ILO Committee on Employment and Social Policy, Genova, 2002, s. 4.

[6] Buradaki mîsli tabiri son derece önemlidir. Zira ödünç verilen meblağın satın alma gücü dikkate alınmalı ve geri ödeme bu husus dikkate alınarak yapılmalıdır ki, tarafların her biri bu işten kârlı çıksınlar.

[7] Dinî Kavramlar Sözlüğü, “Karz”, 5. Baskı, D.İ.B. Yayınları, Ankara 2010,  s. 361.

[8] Bakara, 245.

[9] Bakara, 245.

[10] Hadid, 11.

[11] Teğabün, 17.

[12] İbn Mace, Sadakât, 19.

[13] Et-Terğib ve’t Terhib, II, 41; Neylü’l Evtar, V, 229.

[14] Vehbe ez-Zuhayli, İslâm Fıkhı Ansiklopedisi, “Karz”, 6. Cilt, İstanbul 1994, s. 9.

[15] Burada kaybetmekten kasdımız, uhrevî yönden kaybetmektir. Zira faizin her türlüsü memnû’  kılınmıştır.




Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)