Facebook
RSS

MÜSLÜMAN İNSAN

“Homo İslamicus”, hayat karşısında da, ölüm karşısında da, diğer anlayışların oluşturduğu insan tiplerinden, daha güçlü ve daha yücedir. İslam’ın kalkınma modeli, bu odaktan kaynaklanan ilhamını insanın maddi ve manevi tüm boyutlarından almaktadır.

 İnsan “maymundan türemiş” değildir. Ot gibi de değildir ki, ölünce bitsin tükensin. İslam için ölüm, ahirete, bir başka ve ölümsüz dünyaya açılan bir aşamadır. Bu nedenle insan hayatı bu dünya ile sınırlı değildir. Bu dünyada her yaptığının karşılığı sevap veya günah olarak zimmet hanesine işlenmektedir. Bu noktadaki insancı eğitim, yönlendirme ve otokontrol mekanizmasını, İslam kadar kurabilecek hiç bir sistem ve görüş yoktur… İslam’ın iktisadi felsefesi, ilahi niteliğini beşeri seviyeye indirerek somutlaştırmaktadır: “İslam’da, insandan ALLAH’a varan ara yol, sonsuza değin uzanmaktaysada, Allah’tan insana gelen uzantı kesilmiş durumdadır”.

 İnsan yaratıklar içinde ilahi ruhu taşıyan, ilahi emaneti taşıma sorumluluğunu üstlenmiş ve bu ruh ve emanette varsayımlı ilahi nitelikler arayan tek varlıktır.

 Canı biz taşıyoruz ama, sahibi hakikisi ALLAH’tır,

Malı biz yönetiyoruz ama sahibi hakikisi ALLAH’tır,

Serveti biz kazanıp topluyoruz ama sahibi hakikisi ALLAH’tır.

 Bu anlayıştan İslamın, Mülkiyet Rejimi, Üretim-Tüketim, Servet Paylaşılması, İstihdam-Ücret rejimi doğmaktadır. (BÜYÜME TİPİ)

 Devletin iktisadi hayata müdahalesi gibi, İKTİSADİ POLİTİKALARI güden direktifler ortaya çıkmaktadır. Doğaldır ki, burada motiv güdücü güç “Müslüman İnsan ve Müslüman Toplum TİPİ”dir. Müslüman insana yeniden dönelim: Homo İslamicus’u diğer insan tiplerinden ayıran bir önemli nokta da, hayatta tek amacının maddesel tatmin olmamasıdır. Müslüman İnsan için en yüce hedef, tek hedef, maddi açıdan zengin olmak değildir. AIlah’ın yönlendirdiği YÜKSEK RUHLU-FAZİLETLİ, İYİLİKSEVER, iyilik yapan insandır. (egoist dar çıkarlar değil). Maddiyat, böylesi bir insan tipini oluşturmak için zorunlu araçlardan sadece biridir, yoksa başlıca ve tek hedef değildir. Nedeni açıktır, yukarıda da vurguladık. Müslüman insan için ekonomi ve bu dünya, ilk ve son fırsat değildir, öbür dünya ve “O’nun da saadeti” vardır.

 Önemli olan Allah’ın rızasını kazanabilecek makbul bir insan olabilmektir. Tapınmaların bu noktadaki felsefesi, Müslüman insanın insancı boyutlarının geliştirip, bencil yönlerini asgari ölçülere indirmektir. Aslında insan iktisadi faaliyetlerde bulunurken de, bir takım şartlara uyması gerekir. Öylesine ki, bu iktisadi faaliyetler, İslam’ın felsefesine uygunlukları ölçüsünde HELAL’dirler. (Meşrudurlar). Böylece bu tür iktisadi faaliyetler bir yönü ile de ibadetanlamına gelmektedirler.

MÜSLÜMAN TOPLUM

Yüce bir ruh ve ahlak telakkisi, iktisadi girişimleri yavaşlatıp, gevşetmeyi gerektirmez. Tersine insanı gayrete getirecek saikler, sadece maddesel özendiricilerle (dürtülerle) sınırlanmıyor. İlahi kökenli emirlere uymanın sağlayabileceği manevi tatminlerin oluşturabildiği değerli tahrikin çok özel dinamik gücünü de göz ardı etmemek gerekir.

 Bütün bu anlayışların doğrultusu toplumun menfaatini, kişinin çıkarlarının üstüne yükseltmektedir.(İslam dar ve bireyci yararları değil, toplumsal yararları hedef almaktadır).

 İslam düşüncesi ve ruhu, insanı yönlendiren en büyük saiktir. İktisadi sömürü ve israftan koruyan güdücü bir eksen haline gelir.

 İslami düşünce, dayanışmaya açılan bir işbölümünü emreder. Müslüman için hayat, Allah’ı razı etmek ve her iki dünyada başarıya ulaşmak büyümenin bunalımları ve İslamcı yaklaşım için bir vasıtadan başka bir şey değildir. Bu düşünce ise, hayatın tüm halkaları ve aşamalarında işbirliğine götürecek nitelikler taşımaktadır. İslam iktisadı, dayanışmalı bir niteliğe sahiptir. Sosyal ahlakı olan, temelden sosyal bir ekonomidir. Müslüman insanı ve TOPLUMU dokuyan tüm öğeler, İSLAM iktisadi politikasına biçim ve renk vermektedirler. Müslüman insanın iktisadi faaliyetlerinde yalnız kendisini değil, kardeşlerini ve toplumu da düşünmek görevi bir sorumluluk halinde ortaya çıkmaktadır. O denli ki, bütün insanları kardeş telakki eder. Mekke’ye girişinde Peygamber EFENDİMİZ (S.A.S.): “Ben bütün insanların kardeş olduğuna şahadet ederim” buyurmuşlardır.[1]

 Toplumun her ferdine ASGARİ BİR GEÇİM, sağlama kuralını getirir. İktisadi açıdan, ‘ihtiyaçları karşılanmamış bir kişinin (yiyecek-içecek, barınak v.b.), yüce değerleri benimseyip, sindirebilmesi ve iyi bir MÜSLÜMAN olması, güçtür. Bu ve diğer nedenlerle, Müslüman DEVLET, SOSYAL nitelikleriyle ve iktisadi işlevleriyle de DİKKAT çekecek nitelikler sergilemektedir.

 İslam’ın ilerici sosyal sigorta anlayışı,[2] yalnız insancı değil, adaletçi niteliği ile de öylesine kökleşti ki, hayvanları da kucaklamaya başladı. Hayvanlardan hasta ve zayıf olmaları korumak için barınaklar oluşturuldu(göç mevsiminde hasta veya kanadı kırık olduğu için yola devam edemeyecek leylekler için, İstanbul eyüb’te tesis edilmiş vakfın, bu noktadaki büyük anlamı, sembolik olmanın ötelerinde bir derinlik ve anlayış yansıtmaktadır).

 İslam’ın, hayata, insana, mala ve çalışmaya olduğu gibi, toplum ve sosyal ilişkilere, tüm boyutlarıyla kendine özgü bir biçimde i bakmaktadır. Tümünü içerecek anlamda İslam’ın İktisadi/Sosyal Sistemi ve bunun iktisadi politikaları, dengeli ahenkli ve sağlıklı bir iktisadi büyüme ve kalkınma süreçlerine imkan verebilmektedir. Söz gelimi fakirlik sorunu karşısında İslam’ın yaklaşımından bir iki küçük hatırlatma, bu konudaki esin zenginliğini göstermeye yeter kanısındayım.

 Yoksulluk ile iş bulma ve iş seviyesinde sömürülme arasında yakın bir ilişki olduğu açıktır. Şimdi bu konularda İslam yaklaşımı neler sağlıyor?

 • Kişinin kendisi, iş arama, bulma, iş yaratmaya yönelir. İş bulur çalışır, geçimini sağlar. O, tüm gayretlerine karşın bunu beceremez ise, Devlet devreye girer ve ona iş bulur (nitelik kazandırır). Bu da mümkün değilse, iş buluncaya değin yardım eder (çağımızın işsizlik sigortası, yüzyıllar önce Müslüman toplumda uygulanmıştır). Yoksulluk ile savaşta en etkili silah iş bulmaktır. Ama bu da yetmez. Çalışmakta olan kişinin, hakkını alması, yeterli bir ücret (maaş) elde etmesi gerektir. Çünkü bir ölçüde, çalışmak kişinin kendisine bağlıdır. Ama ücret rejimi, kişinin dışında, bir sistem bir politika işidir. Yetenek ve yaratma gücü gerekir, ortam, fırsat gerekir.

 • Yeterli ücret alındığını varsayalım. Bu da yetmez, elde edilen gelirin israf edilmemesi (gösteriş ve yararsız harcama moda, sigara, içki, keyif verici zehirleyiciler, v.b. gibi) gereklidir. İslam yaşam biçimine göre, insana ve topluma ne ekonomik ne de sosyal fayda (yarar) sağlamayan “MEKRUHAT” ve “MUHARREMAT”, dallarında harcama yapılmaz ise, saptırılmış tüketimler yapılmaz ise, gelirler, zorunlu ve yararlı harcamaları, dengelemeye yeterli hale gelebilir. Zaten, İslam üretim biçimi, diyebileceğimiz üretim ve tüketim biçiminde, toplum ve insana yararı olmayan, alkol, afyon ve benzerlerinin aşın lüks ve gösterişe dönük üretimin yapılmasına izin verilmez. İktisadi kaynakların kullanımı ve yönlendirilmesinde, yukarıda belirtilen nitelikler egemendir. Böylece, kişinin iş bulması, çalışması, sömürüden uzak bir gelir seviyesi bir de üretim ve tüketim biçimlerinin İslamcı niteliklerinden kaynaklanan özel bir güvencesine bağlanmaktadır. Buradaki anlamlı denge, gelir sağlayan mekanizmalar yanında, israfı engelleyen harcamalar ve gerçek ihtiyaçları doyuran mekanizmalar aracılığıyla refah sağlayan bir dengenin İslamcı optimumunu ortaya çıkarmaktadır. Bunalım geçiren dünyamız ve çağımızda, ister üretim, ister tüketim biçimleriyle olsun, ister vahşi ve israfçı büyüme modelleriyle olsun, tüm ülkelerin İslam’ın, uygar, dengeli ve sağlıklı yaklaşımlarından, öğrenip, ders alabileceği, çok şeyler bulunmaktadır.

 Ya İSLAM ÜLKELERİNİN?

YAZAR:PROF. DR. BEŞİR HAMİTOĞULLARI

———————————————————-

[1] Ebü Davud: EI-Sünen, Kitabel-Salat: Bab mayakül el-raculü iza sallam.

[2] Bknz.: Beşir Hamitğulları: İktisadi Sistemlerin Temelleri, S.B.F. Yayını.




coded by nessus

Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)