Facebook
RSS

Örf ve adet, bilinen ve iyi karşılanan gelenektir. Kur’an da örf ile emredilmesi istenmiştir.[1] Burada örften kasdedilen, büyük bir ihtimalle, iyi davranış ve geleneklerdir. Bu, Kur’ana aykırı düşmemek şartıyla şer’i bir delil olarak kabul edilir.

Özellikle Hanefi mezhebinde “teamül” hukuku önemli bir yere sahiptir. Buna göre, bir meselede şer’i hükmü tesbit etmek için, örf ve adet hakem kılınır ve delil olarak kabul edilir. Örf ve adetin yasakladığı şey, hakikaten yasak gibidir.

Örf ve adet, ilkelerin yorumlanmasında yerelliği ve zaman faktörünü etkili olarak ön plana çıkarır. Nassa apaçık bir şekilde karşı olmamak şartıyla, nassın bulunmadığı yerde onun yerine geçer. Özellikle toplumsal ve iktisadi uygulamalarda mahalli gelenekler ve uygulamalar esastır. [2]

İmam Malik’e göre, Medine halkının örfü Hz. Peygamberin (s.a.v) tasvibine mazhar olduğundan, ayrı bir delil sayılmalıdır. Diğer mezhepler de Hz. Peygamber (s.a.v) devri Medine halkının örf, adet ve teamüllerine öncelik tanırlar. Şafiler örfü sınırlı bir şekilde kullanırlar.

Bu delil sonraki İslam Devletlerinde, özellikle Osmanlı Devletinde, gelenekçilik olarak belirginleşmiştir.

PROF. DR. AHMET TABAKOĞLU

————————————————

[1] “Afv yolunu tut, örf ile emret, cahillere aldırma.” (Araf,7/19)

[2] Halife Ömer (r.anh) Suriye valisinden mali sistemi kurmak için Bizanslı bir memur istemişti: Hamidullah, II, 1031.




coded by nessus

Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)