Facebook
RSS

Sarf [*] bahsi demek para konusu demektir. Böyle olunca burada Kuran’da ve hadislerde geçen para kelimesiyle ilgili kavram ve terimler ve onların hükümleri araştırılmış olsa daha iyi olur. Mesela Kuran’da para ile ilgili “dinar”[1], “varık”[2] ve dirhem-çoğulu “derahim”[3] kelimeleri geçmektedir. Kuran’ın kelimelere yeni manalar yüklediği ve onları her zaman ve her yerde geçerli tüm insanlığın genleri haline soktuğu erbabınca malumdur.

 İslam ekonomisinde mal ve para ayrı şeylerdir. Zaten onun için mal, tabir caiz ise “kitab-ül büyu’ [**]” pazarında alınıp satılırken, para ise “kitab-üs sarf” çarşısında alınıp satılır. Mal ile para arasındaki en önemli ayırıcı vasıf, mallarda doyma olması ve fakat paralarda doyma olmamasıdır. Hz. Peygamber’in hadislerinde altını altınla, gümüşü gümüşle veya altını gümüşle değiştirdiğiniz zaman peşin olarak alıp verin diye geçen emirleri bundandır, diyebiliriz. Biz hemen, hemen bütün hanefi fıkıh kitaplarına bu paraların peşin olma sebebi nedendir diye baktığımızda onların sadece Hz. Peygamber’in hadisini gösterdiklerini gördük.

 Bir gün fakülte kütüphanesinde İbn Teymiye’nin Fetavasına bakarken bu konuya rastladım ve onun “çünkü paraya olan ihtiyaç çoktur” yorumu ile karşılaşınca hemen parada doyma olmadığı aklıma geldi. Onun için İslam’da para değişiminde peşin olma şartı bundandır, diyoruz.

 Ayet ve hadislerde altın ve gümüş madenlerinin para olduğuna dair açık bir ifade yoktur. Fakat İslam âlimleri altın ve gümüşün para olduğunu ve onların paralık görevi yapmak üzere yaratıldıklarını ifade etmişlerdir. Mallarda kalite ne ise altın ve gümüş paralarda da ayar odur. Mallardan aynı cins mal birbiriyle değiştirildiğinde kalite kıymetine göre değişim yapılırsa fazlalık değil, denklik olur. Altın ve gümüşte de ayarı ve fiyatı belli ise aynı cins para olsa da grama göre değil, kıymete göre muamele yapılır. O zamanlar kalite ve ayar belli olmadığı için bunlar, nazar-ı itibara alınmamıştır, diyebiliriz.

 “Bey’ [**] akdi” ile “sarf [*] akdi” farklı şeylerdir. Mesela borsada para, para ile değiştirilir. O sebeple peşin olması ve ödemelerin de hemen yapılması gerekir. Biz mal alışverişlerinin de genelde peşin olması gerektiği kanaatindeyiz. Çünkü borçlanma ayetinde sanki buna işaret vardır. Orada “ticareten hadıraten” denilerek peşin bir alışverişten bahsedilmektedir.[4] Fakat bu mal alış-verişlerinde parada olduğu gibi ödemelerin hemen peşin olması gerekmez; talep edildiği zaman da ödenebilir. Yine borçlanma ayetinde hamiline yazılı senetlerden bahsedilmektedir. Altın ve gümüş para olduğu gibi, biz bu senetlerin de para hükmünde olduklarını kabul ediyoruz ve bedellerinin peşin ödenmesini öneriyoruz.

 Hadiste cinsler farklı olunca, peşin olmak şartıyla dilediğiniz gibi satış yapınız.”, denilmektedir.[5] Buna göre farklı paralar serbest kurlarla alınıp satılır. Ama bunların peşin olması şarttır ve para bozduranlardan da para farkı istenemez, diyoruz.

 Altın ve gümüş dışındaki diğer mücevheratın ve süs eşyalarının zekâtı yoktur. Onun için bunların serbest bir şekilde alınıp satılmasında bir sakınca yoktur, diye düşünüyoruz.

 “Döviz cinsleri de dâhil olmak üzere, piyasada her para birimi, kendi içinde bir cins oluşturur. Bütün paralar, kendi içinde bir cins sayılır ve birbiri ile ancak peşin olarak mübadele edilebilir. Çünkü bu tür işlemleri faizli olmaktan çıkaran en önemli kıstas, bedellerden herhangi birisinin vadeye bağlanmamasıdır” deniliyor. Biz de bunlara katılıyoruz. Ancak biz şunu da ilave etmek istiyoruz: Altın ve gümüş paraların kendi miktarları önemlidir; bunlar eşit olmalıdır. Fakat diğer paralar pazarlığa tabi olabilir, diyoruz.

Elektronik ortamda bilgisayar vasıtasıyla yapılan işlemler de peşin sayılabilir. Ancak burada hesapta para olması şarttır.

Foreks denilen vadeli döviz işlemleri hakkında bizim görüşümüz şöyledir. Vadeli döviz satışları faizdir ve gayri meşrudur. Vadeli satışlar alıcılara satın alma gücü sağlar. Bu da karşılıksız para üretmek demek olur. Böylece işin sonunda enflasyon meydana gelir ve bu sayede başkalarının paraları çalınmış olur.

 Vadeli döviz sözleşmesi hakkında bize göre riskler vardır. Mesela ön anlaşma daha önce yapılabilir. Ama burada asıl melese, bedellerin tesliminin bir mecliste karşılıklı olarak yapılmış olmasıdır. Eğer taraflardan birisi teslim etmediği takdirde diğer tarafın zorlama yetkisi olmayabilir.

 Vadeli altın piyasası da vadeli döviz piyasasının bir benzeridir. Gerçek satışlardan çok pozisyon satın alınarak oynanan bir “kumar ve faiz” karışımı bir işlemdir”, düşüncelerine şunları da ilave etmek istiyoruz. Bir işlemde bir taraf zarar ederken diğer taraf kazanıyorsa bu kumar veya faizdir. Fakat her iki taraf da kazanıyorsa azından bir taraf zarar etmiyorsa bu “bey”dir.

 Netice olarak bize göre para işleri devlete aittir. Toplumda devletin kamu işlerini düzenleme görevi vardır. Devlet, burada kamu giderlerinden harcama yapar. Borsa işleri de devletin görevleri arasındadır. Bunun için borsa kamu görevlileri eliyle çalıştırılacak bir kurumdur. Borsada bir malın alış değeri ne ise satış değeri de odur. Mevcut stoklara göre kurlar yükselir ve düşer, aynı anda yapılan alış ve satışlar arasında bir fark olmaz. Senet alıp satan kimseler, zaman farkından yararlanabilirler. Mevsiminde alınan bir senet, ucuz olur. Daha sonra o, pahalı hale gelebilir ve o zaman satılabilir. Aynı anda farklı işleme tabi tutmak “misli, misline olacak” ilkesine aykırı düşer ve ilkeye ters bir işlem olur.

**Kitap Ve Sünnette Temel İktisadi Kavramlar Adlı Tebliğin Müzakeresinden bir parçadır.

YAZAR: PROF. DR. OSMAN ESKİCİOĞLU

 —————————————————————–

  • *     Sarf: Para bozma, harcama, masraf, gider.
  • **   Büyu’: Satışlar, satın almalar.
  • *** Bey:Bir malı diğer bir mal ile değiştirmek.
  • 1-Ali İmran 3/ 75
  • 2- Kehf 18/ 19
  • 3- Yusuf 12/ 20
  • 4- Bakara 2/ 282
  • 5- Buhari, Büyû’, 76.



Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)