Facebook
RSS

1. Bir varlığı belirli bir süre sonra geri alma vaadiyle satmak, satın almak, kiralamak ve kira gelirinden faydalanmak caiz midir?

2. Tasfiye/itfa döneminde varlıkların geri alınması sırasında uygulanması gereken satış fiyatı ilk satış bedeliyle aynı (nominal fiyat) olabilir mi?

3. Sukuka dayanak oluşturan varlık sepeti içerisine alacaklar dahil edilebilir mi?

 Bu Soruların Cevapları

1. Sukuk İhracının Fıkhi Hükmü

Kira sertifikası uygulaması özü itibariyle sonraki dönem Hanefî fıkıh kitaplarında ve Mecelle’de (madde. 118,119, 396-403) yer alan geri alma şartıyla satıma (bey’ bi’l-vefa / vefaen satış) ve kiralama şartıyla aynı şekildeki satıma (bey’ bi’l-istiğlal/istiğlâlen satış) benzemektedir. Bu satış şekilleri asırlardan beri tartışılmış, caiz görenler yanında görmeyenler de olmuştur. Hatta bu satış türleri caiz görenlerin görüşleri esas alınarak geniş bir uygulama alanı bulmuştur[1].

 AAOIFI Fıkıh Kurulu yatırım sertifikası ihraç işlemlerinin caiz olduğunu belirtmektedir: “5/1/1- Elde edilecek arz gelirini, İslâm hukukunun onayladığı herhangi bir meşru akde dayalı olarak işletmek ve yatırımlarda kullanmak amacıyla, yatırım sertifikaları ihraç etmek câizdir[2].”

Uluslararası İslâm Fıkıh Akademisi de İslam Hukukuna göre caiz kabul edilen herhangi bir akde dayalı olarak sukuk ihraç edilmesine cevaz vermektedir[3].

2. Sukuk Varlıklarının Nominal Değerle Geri Alınması Vaadi

AAOIFI Fıkıh Kurulu’nun Şubat 2008’de aldığı kararlardan birisi şöyledir:
“Madde 5: Emek sahibi girişimci ortak (mudârib) veya müşâreke akdi ortağı (şerîk) ya da ücretli vekil olmaması şartıyla, kiracının (müste’cir), kira akdine dayalı olarak menkulleştirilen varlıkları sukukun itfa tarihinde nominal değeri ile geri satın alacağı taahhüdünde bulunması caizdir[4].”

 Bu madde dikkat edilirse kiracının itfa tarihinde varlıkları nominal değeri ile geri satın alma vaadinde bulunmasının caiz olduğunu ifade etmektedir. İlgili kuruluşun sukuk hakkında yayınladığı Standart 17’de yer alan ve sukuk ihraç eden tarafın sukuk konusu varlıkları nominal değeri ile geri alma vaadini düzenleyen 5/2/2 nolu madde ile Şubat 2008’de yayınlanan rapordaki Madde 5 birbirine karıştırılmamalıdır. 5/2/2 nolu madde şöyledir: “İkincil piyasalarda işlem görmesi câiz olan sukuk türlerini ihraç eden tarafın izahnamede, ihraç tamamlandıktan sonra kendisine arz edilecek sertifikaları piyasa değeri ile geri satın almayı taahhüt etmesi câizdir. Ancak sertifikanın nominal değeri ile geri satın alınacağı vaadinde bulunmak câiz değildir[5].”

Dikkat edilirse 5/2/2 nolu madde kiracının geri alımını değil ihracı yapan tarafın geri alımını düzenlemektedir.

3. Sukuka Dayanak Oluşturan Varlık Sepeti İçerisine Alacakların(Başta Murabaha Alacakları Olmak Üzere Diğer Alacaklar) Dahil Edilmesi

AAOIFI Fıkıh Kurulu’nun Şubat 2008’de aldığı kararlardan birisi şöyledir:
“Madde 2: İkincil piyasalarda işlem görebilen ve tedavül kabiliyeti olan yatırım sertifikalarının, sırf alacakları/borçları temsil etmesi caiz değildir. Ancak bir ticârî veya mâlî kuruluş tüm varlıklarını veya sahibi bulunduğu bir portföyü sattığında alacaklar/borçlar da asaleten değil fakat mevcut mallara ve menfaatlere bağlı olarak devrediliyorsa, menkul kıymetler hakkında yayımlanan 21 numaralı standart kararlarda verilen ölçüler dikkate alınarak satışa sunulan varlıklar menkulleştirilebilir[6].”(9)

Fıkıh Kurulu’nun atıfta bulunduğu 21 numaralı standartta yer alan metin şöyledir:
“3/19- Eğer şirketin varlıkları mal, menfaat, para ve alacaktan oluşuyor ise hisse senetlerinin alım satımının hükmü, şirketin faaliyet alanı ve kuruluş amacına göre değişir. Eğer şirketin kuruluş amacı ve ana faaliyet alanı mallar, menfaatler ve haklar üzerine ise, hisse senetlerini alıp satmak sarf (döviz alım satımı) ya da alacaklar üzerinde tasarrufta bulunma hükümlerine riayet gerekmeksizin câizdir. Ancak bunun için malların, menfaatlerin ve hakların piyasa değeri, şirketin toplam varlığının yani mal, menfaat, hak, para ve para hükmündeki varlıklarının (para hükmündeki varlıklara örnek olarak şunları verebiliriz; başkalarındaki alacaklar, başka bankalardaki cari hesaplar, alacağı temsil eden vesaik) % 30’undan aşağı olmamalıdır. Bu şart gerçekleştiği takdirde nakit ve alacakların miktarına bakılmaz; çünkü onlar şirketin faaliyet alanı ve kuruluş amacına tabi kabul edilirler[7].”(10)

Konuyla ilgili Uluslararası İslâm Fıkıh Akademisi kararı da şöyledir:

“Mukarada sermayesi para, alacak, mal ve menfaatlerin karışımından oluşuyorsa, ayn ve menfaatlerin sermayenin çoğunluğunu teşkil etmesi durumunda mukarada sertifikaları, tarafların üzerinde anlaşacakları fiyat üzerinden tedavül edilebilir[8].”

 Sonuç

Bu ölçüler dikkate alındığında normal sukuk işlemi caiz olduğu gibi sukuka dayanak oluşturan varlıklar içerisinde alacakların bulunması da caizdir. Yukarıda bahsi geçen AAOIFI ve Uluslararası İslam Fıkıh Akademisi adlı kuruluşların görüşlerini esas aldığımızda şu sonuçlara ulaşırız:

 1. Her iki kuruluş da sukuka dayanak oluşturan varlık sepeti içerisinde bulunan mal, menfaat ve hak şeklindeki varlıkların; para ve para hükmündeki varlıklardan daha fazla olması durumunda sukuk ihracına müsaade etmektedir. Burada uluslararası kuruluşlar ve fıkıh kurulları arasında bir ittifak olduğu görülmektedir.

 2. Para ve para hükmündeki varlıkların; mal, menfaat ve hak şeklindeki varlıklardan daha fazla olması halinde ise görüş ayrılıkları ortaya çıkmaktadır. Bu noktada AAOIFI ve AAOIFI standartlarını esas alan Danışma Kurulları şöyle düşünmektedir: “Şirketin faaliyet alanı ve kuruluş amacına tabi olması şartıyla şirkete ait malların, menfaatlerin ve hakların piyasa değeri, şirketin toplam varlığının % 30’undan aşağı olmadığında bunların sukuklaştırılması mümkündür.”

KAYNAK: KUVEYTTÜRK KATILIM BANKASI

[1] http://yenisafak.com.tr/yazarlar/HayrettinKaraman/kira-sertifikalari-2/34968

[2] Heyet, Faizsiz Bankacılık Standartları, TKBB, 17 Numaralı Standart, s. 375.

[3] Karar No: 178 (4/19).

[4] İslâmî Finans Kuruluşları Muhasebe ve Denetim Kurulu’na bağlı olarak faaliyet gösteren ve bu finans kuruluşları için İslam Hukuku’na göre standart kararlar ve kurallar yayımlayan Fıkıh Kurulu, tüm dünyada geniş bir uygulama alanı bulan yatırım sertifikaları hakkında ortaya çıkan çeşitli görüş ve sorular üzerine 27/06/2007 (Medine), 08/09/2007 (Mekke) ve 13-14/02/2008 (Bahreyn) tarihlerinde üç ayrı toplantı yapmış ve faizsiz bankacılık ve finans kuruluşlarının uzman temsilcilerinden oluşturulan bir komisyonun 15/01/2008 tarihinde Bahreyn’de yaptığı bir toplantı sonucunda hazırlayıp Fıkıh Kurulu’na sunduğu raporu inceledikten sonra yatırım sertifikaları hakkında aldığı 17 numaralı standart kararları tekid etmiş ve Şubat 2008’de yayınlanan bazı tavsiye kararları almıştır. Bu tavsiye kararlarından birisi de budur. (AAOIFI’s Shari’a Board Resolutions on Sukuk-English version, قرارات المجلس الشرعي بشأن إصدارات الصكوك bkz.www.aaoifi.com)

[5] Heyet, Faizsiz Bankacılık Standartları, TKBB, 17 Numaralı Standart, s. 382.

[6] (AAOIFI’s Shari’a Board Resolutions on Sukuk-English version, قرارات المجلس الشرعي بشأن إصدارات الصكوك bkz.www.aaoifi.com)

[7] Heyet, Faizsiz Bankacılık Standartları, TKBB, 21 Numaralı Standart, s. 446.

[8] Karârât ve tavsiyyât Mecmei’l-fıkhi’l-İslâmî, Karar No: 30 (3/4), s. 121-122; ayrıca bkz. Karar No: 178 (4/19).




Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)