Facebook
RSS

İslâm devletinde normal şartlar altında zekât vergi olduğu gibi, vergi de zekâttır. Çünkü Hz. Peygamber, Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer, Hz. Osman ve Hz. Ali dönemlerinde devlet, zekâtın dışında başka bir vergi almamıştır.

İslâm hukukçuları ayet ve hadislere dayanarak zekâtın sebebinin mal olduğunu söylemişlerdir. Çünkü ayette “Onların mallarından bir sadaka (vergi) al.” buyurulmuştur. Serahsi’nin bu ayete dayanarak zekâtın sebebinin mal olduğu görüşündedir. Zekâtın sebebinin mal olduğu hakkında hadisler de vardır. Daha önce geçtiği üzere Hz. Muhammed (s.a.v), namaz ile zekâtın arasını açanlarla savaşacağını bildirdikten sonra “Çünkü zekât mali bir hakdır.” (1) buyurmuştur. Hz. Peygamber devletin hukuki olarak, cebr ve zor ile alacağı hakkı ifade ederek “Gerçekten malda zekâttan başka hak yoktur.” (2) buyurur. Bireyin kendiliğinden dini, ahlaki ve vicdani bir hak olarak vereceği bir sadakayı kasdederek de “Gerçekten malda zekâttan başka bir hak vardır.” buyurmuştur.(3)

Molla Hüsrev Mir’at adlı eserinde zekâtın sebebinin nisap olduğunu, nema yani üreyen mal olma özelliğinin ise şart olduğunu ifade ettikten sonra şöyle diyor: Aslında nema batıni-gizli bir şeydir. Bu sebeple biz nema şartı yerine yıl şartını getirdik. Çünkü malların ve hayvanların üremeleri ve çoğalmaları mevsimler sayesinde gerçekleşir. Hatta mevsimler değiştikçe mallara olan talep de değişir. Böylece yıl, şart olmuş olur. Çünkü yılın yenilenmesi nemanın yenilenmesi, nemanın yenilenmesi ise gerçek sebep olan malın yenilenmesi demektir. Böylece yıl yenilendikçe vergi verme işi de yenilenmekte, sebep tekerrür ettikçe hüküm de tekerrür etmektedir(4). Böylece mal zekâtın vücub sebebi olduktan sonra, nisap, yıl ve nema da edasının şartı olmaktadır.

İnsanın ihtiyaçları üretilen mallar sayesinde giderilir. Maldan vergi alındığına göre ihtiyacı gideren şey de maldır. O nedenle ihtiyacı gidermeyen şey mal sayılmaz. Bu sebeple üretim araçları bu anlamda bir mal olmadıkları için üretim vasıtaları ister bir makina, ister bir tarla veya ev olsun,üretim araçlarının bizzat kendilerinden vergi alınmaz. Bir ferdin kendi ihtiyacı varken elindeki bir malı başkasına vermesi mümkün değildir. O yüzden nisabın altında bir mala sahip olan kimse fakir sayılarak vergi mükellefi yapılmamıştır.

Netice olarak İslâm ekonomisinde verginin temelini mal, yani üretimin teşkil ettiğim söyleyebiliriz. Zaten İslâm hukukunda bir üretimden, bir de ticaretten vergi alınmaktadır. Kur’an-ı Kerim‘de konuyla ilgili olarak “Ey iman edenler! Kazandıklarınızın iyilerinden ve yerden sizin için çıkardığımız ürünlerden infak edin.”(5) buyurulmaktadır. Burada kazandıklarınız ifadesinden İslâm hukukçuları ticareti anlamışlardır(6). Onun için ticaret mallarından zekât vergisinin alınacağı hususunda İslâm âlimleri ittifak etmişlerdir(7).

Ticarete mevzu olan bütün malların % 2,5 vergisi vardır. Ayrıca malların mübadelesini sağlayan altın, gümüş, para ve kıymetli evrakın da aynı ticaret eşyası gibi vergisi verilir. Toprağa dayalı medeniyette ve tarım toplumlarında sadece üretim vergisinin bulunması tabiidir. Ancak İslâm geldiği zaman dünya ekonomik açıdan mübadele döneminde bulunuyordu. Diğer dinlerin vergi anlayışında ticaret vergisi gibi bir kalem olmasa bile dünya mal mübadelesi döneminde bulunduğu için, İslâm, nisabın üzerindeki ticaret mallarından % 2,5 vergi alma prensibini getirmiştir. Roger Garaudy, “Sosyalizm ve İslâmiyet” adlı eserinde Batılıların ortaçağda sadece topraktan vergi aldıklarını, şahsi mülkiyet ve ticari vergiyi müslümanlardan öğrendiklerini kasdederek şöyle diyor: “Batının feodal ve Hıristiyan ortaçağında vergiler, yalnız topraktan alınırdı. Arap fethinden sonra yeni bir vergi sistemi beliriyor: kişisel mülkiyet üzerinden alınan bir vergi.” (8).

YAZAR: PROF. DR. OSMAN ESKİCİOĞLU

————————————————————————————————

1) Buhari, Itisam, 2, 28; Zekât,; Müslim, iman, 1;Ebu Davud, Zekât, 1;

2) İbn Mace Zekât, 3.

3) Tirmizi, Zekât 27, No: 659; Darimi, Zekât, 13.

4) Molla Hüsrev, Mir’atü’l-Usul, Amire Matbaası,istanbul 1890/1307, s. 298.

5) Bakara 27 267.

6) Bkz. Cassas, Ahkamul-Kur’an, Beyrut, T.Y. I, 457; İbn Arabi, Ahkamü’l-Kur’an,Mısır 1972, I, 235.

7) Ebu Bekir Muhammed b. ibrahim el-Münzir,Kitabü’l-lcma , Çev: Abdülkadir Şener, Gaye Matbaası Ankara 1983, s. 33; Abdülvahhab eş-Şa’rani, Kitabü’l-Mizan, Mısır 1317,1, 9.

8) Roger Garaudy, Sosyalizm ve islâmiyet, çev: Doğan




Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)