Facebook
RSS

İSLAM EKONOMİSİNİN KAYNAKLARI Kategorisindeki Yazılar

Print Friendly, PDF & Email

İslam’da iktisadi hareketler, meşru olup olmamaları bakımından hukukun ortaya koyduğu esaslar içerisinde mütalaa edilirler. O nedenle hukukun ortaya koyduğu azimet ve ruhsat halleri ekonomide de meydana gelir. Mesela bir baskı neticesinde birisinin malını telef eden kişi, bu halinden dolayı mazur sayılabilir. İşte azimet, kişilerin özürlerine ve geçici hallerine dayanıp bağlı olmaksızın, baştan konan asıl hükümlerdir. Bu hükümler, kulların karşılaştığı sıkıntı ve zorluklar gibi, geçici hallere bağlı olmadan başlangıçta konmuş bulunan  

Print Friendly, PDF & Email

İstihsana “kamu yararı” diyebiliriz. Serahsi gibi fakihlerin tanımıyla” kolaylğı sağlamak, güçlüğü terketmek” anlayışıdır.[1] teknik olarak istihsan, daha güçlü bir delille karşılaştığı için zahiri kıyası terkedip gizli kıyası tatbik etmeye denir. İstihsanın kaynağı, genellikle zorunlu ihtiyaçlar yani, zaruretlerdir. Bunlar dikkate alınmadığında toplumsal bir zarar ortaya çıkar. Kamu yararı(menfaat ve maslahatı) bunların dikkate alınmasının gerektirir ki şeriatin amaçlarından biri de maslahatı geçekleştirmektir. Tercih edilmesi gereken ve zaruretin kaynağını oluşturan maslahat daha kolay  

Print Friendly, PDF & Email

Örf ve adet, bilinen ve iyi karşılanan gelenektir. Kur’an da örf ile emredilmesi istenmiştir.[1] Burada örften kasdedilen, büyük bir ihtimalle, iyi davranış ve geleneklerdir. Bu, Kur’ana aykırı düşmemek şartıyla şer’i bir delil olarak kabul edilir. Özellikle Hanefi mezhebinde “teamül” hukuku önemli bir yere sahiptir. Buna göre, bir meselede şer’i hükmü tesbit etmek için, örf ve adet hakem kılınır ve delil olarak kabul edilir. Örf ve adetin yasakladığı şey, hakikaten yasak  

Print Friendly, PDF & Email

Sözlükte kıyas, bir şeyin başka bir şeyle ölçülmesi anlamına geldiği gibi, iki şeyi birbirine eşitlemek anlamında da kullanılır. Usülcülerin kullandığı bir terim olarak ise kıyas, Kitap, Sünnet veya İcmada hükmü bulunmayan bir meseleye, aralarındaki illet birliği sebebiyle, bu kaynaklardan birinde yer alan meselenin hükmünü vermek demektir. İslam hukukçularının büyük çoğunluğu, kıyasın şer’i-ameli hükümlerin bilinmesini sağlayan bir delil ve İslam Hukukunun esaslarından biri olduğu hususunda fikir birliği etmişlerdir.

Print Friendly, PDF & Email

İcma’nın bir sözlük, bir de terim anlamı vardır. İcma sözlükte iki anlam da kullanılır. İlk manası azmetmek, bir işi yapmaya kesin kararlı olmak. İkinci manası ise bir hususta fikir birliği etmek. Bu iki anlam arasında şöyle bir fark vardır: birincisi tek kişi hakkında kullanılabilirse de, ikincisi sadece iki ve daha çok kişi hakkında söz konusu olabilir. Usül ilminin bir terimi olarak icma, “ Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ümmetinden olan müçtehidlerin, Hz.  

Print Friendly, PDF & Email

Lügatte sünnet alışılmış yol demektir. Fıkıh usulü terimi olarak ise “sünnet”, Hz. Peygamberin (s.a.v.)’den nakledilen söz, fiil ve takrirlerdir. Sünnet’in, bir yapısı bakımından, bir de rivayeti bakımından nev’leri(çeşitleri) vardır. Yapısı bakımından sünnet 3 nev’dir: 1-      Kavli sünnet 2-      Fiili sünnet 3-      Takriri sünnet Kavli sünnet, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in değişik münasebetlerle söylemiş olduğu sözlerdir. Fiili sünnet, Hz. Peygamber (s.a.v.)’in yapmış olduğu fiillerdir. Hz. Peygamberin (s.a.v.)’in abdest, namaz ile ilgili fiilleri, hırsızın  

Print Friendly, PDF & Email

Esasen “kitab” tarife muhtaç değildir. Zira Kur’an denilince herkes ne kasdedildiğini bilir. Ancak usülcüler bazı nedenlerden dolayı “Kitab”ın tarifine özen göstermişlerdir. Usülcüler kitap için birçok tarif yapmışlardır. Biz bunların tümünü göz önüne alarak şöyle bir tarifi tercih edeceğiz: “Kitap ya da Kur’an”, Yüce Allah’ın Hz. Muhammed’e (s.a.v) arapça olarak indirilmiş, bize kadar tevatür yoluyla nakledilmiş, Mushaflarda yazılı, Fatiha Suresi ile başlayıp, Nas Suresi ile sona ermiş kelamıdır. Verilen tarif ile  

Print Friendly, PDF & Email

İslam Usül İlmine göre bilginin başlıca 3 kaynağı vardır: Beş duyu (havass-ı selime), akıl ve sadık (doğru) haber. Beş duyu bize eşyanın maddi özelliklerini tanıtır. Akıl; sezgi, tecrübe, istidlal (tümevarım-tümdengelim-analoji) yollarıyla bilgi üretir. Bu bilgi beşeridir. Sadık haberin kaynağı ise Kur’an ve Sünnet’tir. Vahiy yoluyla Allah’ın peygamberler vasıtasıyla insanlara tebliğ ettiği bilgidir. Vahyin peygamber dışındaki insanlara(velilere) mahsus olan çeşidine İlham denir ki bunun öznel(subjektif) bir bilgi kaynağı olduğu kabul edilmiştir.  

Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)