Facebook
RSS

MUKAYESE Kategorisindeki Yazılar

Print Friendly, PDF & Email

İslam Ekonomisi ayrı bir bilimsel kavram olarak literatüre 20. asrın ilk yarısında girmiştir. Hint alimlerinin geliştirdiği bu mefhum ilk önce İngilizce olarak literatüre girmiş, daha sonra Arapça ve Türkçe literatürde de görülmeye başlamıştır.1 Her ne kadar İslam Ekonomisi kartezyen2 bir bilimsel anlayışla yeni bir kavram olarak gözükse de aslına bakılırsa sayabileceğimiz bütün ekonomik sistemlerin üstünde ve köklü bir geçmişe sahip, birincil bir sistemdir. İslam Ekonomisi diğer ekonomik sistemlerin aksine disiplinler arası  

Print Friendly, PDF & Email

1- Tanımı Fizyokrat terimi Yunanca ‘da doğa anlamına gelen “physis” ve kuvvet yahut düzen anlamına gelen “kratos” kelimelerinin birleştirilmesinden meydana gelmiştir. Doğa kuvveti veya doğa düzeni diye Türkçe ‘ye çevirebileceğimiz bu terim, XVIII. yüzyıl ortalarından itibaren tarımı esas alan bir fikir sistemini ifade etmek üzere kullanılmıştır.[1] Fizyokratlık, tarımı ihmal eden merkantilizme karşı doktrin alanında uyanmış ilk kuvvetli bir tepkidir. Bunlar toplum hakkında genel bir teori ileri süren ve biri felsefi  

Print Friendly, PDF & Email

1- Tanımı Merkantilizm, İtalyanca “tacir” anlamına gelen “Mercante” kökünden gelir. Merkantilistlere karşı olanlar, onların fikirlerini beğenmedikleri için bu adı vermişlerdir. Hasis menfaat ölçüleri ve tamahkârlık zihniyeti ile girişilen ticari faaliyet, merkantilizm terimi ile ifade edilir.[1] Merkantilizm, Orta çağ sonlarında yavaş yavaş gelişerek ortaya çıkan tüccarlarla, devrin milli devletlerini şahıslarında temsil eden kralların iş birliği sistemi; dış ticaret ve korsanlık yoluyla zenginleşme politikasıdır. Mahiyeti ve gelişme şartları itibariyle, devlet gücüne, özel  

Print Friendly, PDF & Email

«Herkesten gücü oranında iş, herkese emeğine göre hak. . .» görüşünü savunan sosyalizm,” dağıtımda temel bir unsur olma­sı niteliğiyle emeğe dayanır ve emeği esas olarak kabul eder. Sosyalizme göre az da olsa çok da olsa her işçi, emeğinin sonu­cu (ürünü) üzerinde hak sahibidir. Böylece de dağıtımda ih­tiyacın rolü ortadan kalkmış olmaktadır. İşçi, ihtiyacından fazla miktarda ürün elde etmiş ise o zaman ihtiyacından faz­la da olsa dağıtımdaki payını alma hakkına sahip  

Print Friendly, PDF & Email

Açık şekliyle kapitalist ekonomi, ihtiyaç karşısındaki tu­tumu dolayısıyla İslâm Ekonomisi ile tamamen çatışmaktadır. Çünkü kapitalist toplumda ihtiyaç dağıtımın olumlu unsurlarından biri değildir, İslâm toplumundaki rolünün tam tersi bir role ve çelişik bir niteliğe sahip bir unsurdur. Bireylerin ihtiyacı şiddetlendikçe dağıtımdaki payları azalır, öyle ki bu durum eninde sonunda çok sayıda bireyin çalışma ve dağıtım alanın­dan çekilmesine yol açacaktır. Bunun nedenini şöylece açık­layabiliriz: İhtiyacın şiddetlenerek yaygın hale gelmesi; kapitalist pazarlarına sürülen  

Print Friendly, PDF & Email

Herkesten gücüne göre iş herkese ihtiyacına göre hak… ilkesini savunan komünizme göre ihtiyaç, ürünlerin toplumdaki işçi bireylere dağıtımında temel ölçü olarak kabul edilmektedir. Emeğin, işçinin ihtiyaçlarından daha geniş kapsamlı bir mülkiyeti meydana getirmesine asla müsaade edilmez; komünist toplumlarda. Buna karşılık İslâmiyet (İslam Ekonomisi), dağıtımda ihtiyacın yanında bir unsur olması niteliğiyle emeği tanımakta ve bu alanda emeğe olumlu bir rol yermektedir. Böylece de ekonomik hayat alanında tüm güç ve yeteneklerin meydana  

Print Friendly, PDF & Email

Gerçek Sosyalizm, “Sermaye Sosyalizmi” ve “Tarım Sosyalizmi” olarak bilinmektedir. Bu Sosyalizm, sınırlı (ideolojik) bir düşünceden fışkırdığı için insanların ve cemaatların inanma ve savunma imkânına sahip oldukları Sosyalizmdir. Fakat bunun tatbiki ancak “ateşle ve demirle” mümkündür. Çünkü fıtrata terstir ve insanın üretkenliğini sınırlandırmaktadır. “Tarım Sosyalizmi” düşüncesine müslüman ülkelerde rastlanılmadığından bu düşüncenin çürütülmesine çalışmaya gerek yoktur. İnsanın yaratılışına ters düşen mülk sahibi olma isteğini engellemesi ve tarımsal üretimde gerilemeye neden olması bu  

Print Friendly, PDF & Email

İslam toplumunun iktisadi yapısı hakkında yazılan klasik eserler günümüzde bilinmediğinden iktisadi yapı Batıya endekslenmiştir. Bundan dolayı yazar, Medine devletindeki iktisadi yapı ile başlayarak liberalizm ve komünizm ile kıyaslayarak İslam toplumunun nasıl olması gerektiğini anlatıyor. İslam toplumunun iktisadi yapısı hakkında İslam düşüncesinin altın döneminde yazılan klasik eserleri günümüz literatürüne getirememiş bulunduğumuzdan bugün İslam ülkelerinin üzerinde durulan iktisat ilmi,doğrudan doğruya, batı iktisat teorilerinin bir tekrarı olmaktan, iktisadi olayları batı iktisat postulatarıyla inceleme  

Print Friendly, PDF & Email

Bazı Arap ülkeleri idarecilerinin ‘Arap Sosyalizmi’ diye isimlendirdikleri, gerçekte ise Sosyalizm çeşitlerinden biri olan ‘Devlet Sosyalizmi’ denilen şey pis kokusu ile adeta burun direğini kıran çürük bir düşüncedir. Kokuşmuşluğu hissedilip pis kokusu yayılmaya başladıktan sonra bu kavramı getiren batı bile, Devlet Sosyalizminin ismini anmaktan yüz çevirmiştir. Buna rağmen bugünkü Mısır (1960’lı yılların) idarecileri, ileriye doğru götürmesi için atları arabanın arkasına koşan kimse gibi Devlet Sosyalizmini tatbik etmeye çalışıyorlar. Diğer bir ifade  

Sitemize yeni eklenen makale ve içeriklerden haberdar edilmek ister misiniz? E-mail adresinizi sistemimize kaydedin, sizi haberdar edelim. (Lütfen geçerli ve sürekli kullandığınız e-mail adresinizi kaydediniz.)